30 Nisan 2011 Cumartesi

Ağzı Bozuk,Küfürbaz Eş İçin Dua

Kuşluk vakti kalkılıp abdest alınır,2 rekat namaz kılınır.
"Ya Hamit "esması suya okunup o eşe içirilir.
Belli bir sayısı yok.3-5-7 gibi tek sayı olacak şekilde ve eşinizin sözleri değişinceye kadar okuyun.

Eşin İtaatkar ve Sadık Olması İçin Dua

Cuma sabah ezanı saatinde kalkılıp abdest alını 4 rekat namaz kılınır,Hergün eşin diğer eşe itaatli olması için eve girip çıkarken "Ya Veliyy " okunur.

29 Nisan 2011 Cuma

Sigara İçmek Haram mı?

Kimyası kitabında deniyor ki:
(Çaydaki tein ile, eskiden ayrı bir alkaloit olarak kabul edilen Kafeinin aynı olduğu tespit edildi. Çayda %2,5-3, kahvede ise %1,3 oranında kafein bulunur.
Kafein, zihni açar, kan dolaşımını artırır, vücuda sıcaklık verir, yorgunluğu giderir, sindirimi kolaylaştırır. Fazlası sinir sistemi üzerinde etki yapar. Kalb hastalıklarında, sinirleri zayıf insanlarda ve çocuklarda az miktar kahve bile fena etki yapabilir.) [s. 658]

Çaydaki kafein, kahvedekinden iki misli fazladır. Kahvedeki kafeine haram denirse, çaydakine de haram denmesi gerekir. Çoğu zarar veren şeyin, zarar verecek miktarını kullanmamalıdır! Vücuda zarar verecek kadar çok yemek de haramdır. Bazı gıdalar, bazı hastalara zararlıdır. Vücuda zarar verdiği bilinen şeyleri kullanmak doğru değildir. Bir kimseye kahve ve çayın fazlası zarar veriyorsa az içmeli, azı da zarar veriyorsa hiç içmemelidir! Hastaya haram olan bir şey, sağlama da haramdır denmez. İmam-ı Münavi hazretleri, Camius-sagir(Hadika s.143)

Çay ve kahvedeki kafein, tütündeki nikotin, fazla alınırsa elbette zararlı olur. Çoğu zarar veren mubah bir şeyin, zarar vermeyen az miktarının kullanılması haram değildir. Alkollü içkilerin ise, hiç zarar vermese de, damlası haramdır. İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki:
Sıvı içkilerin azı da haramdır. Esrarın sarhoş etmeyen miktarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Mühezzeb)

Afyonun da sarhoş etmeyen az miktarı haram değildir. (Feth-ur-rahim s.30)

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
Afyon ve diğer zehirli otların alınan çok miktarları haramdır, fakat az miktarlarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Zevacir)

Uyuşturucu benc otu mubahtır. Bununla sarhoş olmak haramdır. (Dürr-ül Muhtar c.3, s.166)

İbni Abidin hazretleri, bunu açıklarken buyuruyor ki:
Benc otunu ilaç olarak kullanmak caizdir. Sarhoş edici miktarı caiz değildir. (Çoğu sarhoş edenin azı da haram olur) hadis-i şerifi sıvı içkilere mahsustur. Zehirli bitkileri ve sarhoş edici katı ilaçları az miktarda kullanmak haram olmaz. (Redd-ül Muhtar c.5, s.295)

Ali Echuri hazretleri, (Tütün içmek aklı giderir veya nafaka temininin terkine sebep olursa, haram olur. Böyle bir durum olmazsa haram olmaz) buyuruyor. (Gâyet-ül-beyan)

Tütün mubahtır. (Essulh-u beynel-ihvan, El-ukudüddürriyye, Tahtavi, Berika)

Bursalı İsmail Hakkı hazretleri, ilk yazdığı kitaplarında, tütüne haram diyordu. Çünkü zamanın padişahınca tütün yasaklanmış, içene ceza veriliyordu.

Tütüne israf yönünden hiçbir âlim haram dememiştir. Fakirin su yerine meşrubat içmesi israftır, fakat alıştığı için çay, kahve veya tütün içmesi israf olmaz.
Şafii âlimlerinin çoğu, sigaraya tenzihen mekruh dedi. Hanefide, soğan sarmısak gibi, tenzihen mekruhtur. (Tahtavi)

Büyük bir âlim, mubah olan bir şeyi yasaklarsa, talebelerinin itaat ederek, o şeyi kullanmamaları gerekir. Fakat bu herkese şamil edilemez.
şerhinde kahve içmenin haram ve mekruh olmadığını bildirmiştir.

Dargın ve Küs Çiftlerin Barışması için Dua

Perşembe gecesi abdest alınır 2 rekat namaz kılınır,Dargın eşlerden biri içinden “Ya Mani” esmasını okursa eşlerin arası düzelir.

28 Nisan 2011 Perşembe

Kur'andaki Sıraya Göre Sure İsimleri

Kur'andaki sıraya göre Sure isimleri
1. Fatiha
2. Bekara
3. Âl-i İmran
4. Nisa
5. Maide
6. En'âm
7. A'raf
8. Enfal
9. Tevbe
10. Yunus
11. Hud
12. Yusuf
13. Ra'd
14. İbrahim
15. Hicr
16. Nahl
17. İsra
18. Kehf
19. Meryem
20. Taha
21. Enbiya
22. Hac
23. Mü'minun
24. Nur
25. Furkan
26. Şuara
27. Neml
28. Kasas
29. Ankebut
30. Rum
31. Lokman
32. Secde
33. Ahzab
34. Sebe
35. Fatır
36. Yasin
37. Saffat
38. Sad
39. Zümer
40. Mü'min
41. Fussilet
42. Şura
43. Zuhruf
44. Duhan
45. Casiye
46. Ahkaf
47. Muhammed
48. Fetih
49. Hucurat
50. Kaf
51. Zâriyat
52. Tur
53. Necm
54. Kamer
55. Rahman
56. Vakıa
57. Hadid
58. Mücadele
59. Haşr
60. Mümtehine
61. Saf
62. Cum'a
63. Münafikun
64. Tegabün
65. Talak
66. Tahrim
67. Mülk
68. Kalem
69. Hakka
70. Mearic
71. Nuh
72. Cin
73. Müzzemmil
74. Müddessir
75. Kıyamet
76. İnsan
77. Mürselat
78. Nebe
79. Naziat
80. Abese
81. Tekvir
82. İnfitar
83. Mutaffifin
84. İnşikak
85. Büruc
86. Tarık
87. A'la
88. Gaşiye
89. Fecr
90. Beled
91. Şems
92. Leyl
93. Duha
94. İnşirah
95. Tin
96. Alak
97. Kadir
98. Beyyine
99. Zilzâl
100. Adiyat
101. Kari'a
102. Tekasür
103. Asr
104. Hümeze
105. Fil
106. Kureyş
107. Ma'un
108. Kevser
109. Kâfirun
110. Nasr
111. Tebbet
112. İhlas
113. Felak
114. Nas

27 Nisan 2011 Çarşamba

Geçinemeyen,Geçimsiz Eşler veya İnsanlar İçin Dua

Huysuz geçimsiz eş veya insanlar için her gün 100 kere "Ya Muksit" okunursa o insalar yumuşar vegeçimli hale gelir.

Allah yardımcınız olsun,Allah dualarınızı kabul ve makbul eylesin.

Aşure Pişirmek Bidat mı?

Sünnet olmayan bir şeyi sünnet diye işlemek bidattir. Aşure günü sünnet sanarak aşure pişirmek bidattir. Sünnet olmadığını bilerek, o gün bir tatlı yapmak niyetiyle aşure pişirmek bidat olmaz, sevap olur.

Nazar Boncuğu Takmak Caiz midir?

Nazar boncuğu takmak caiz midir?
Evet caizdir.
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
(Nazar değmemek için tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymak caizdir. Bir kadın tarladaki mahsule nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah (Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Bakan, önce bunu görüp tarladaki mahsulü sonra görür.) [Redd-ül Muhtar c.5, s.232 ve 275]

Bizzat nazar boncuğu veya hayvan kafası nazarı önlemez. Nazarı önleyen Allahü teâlâdır. Bakan kimse önce bunları görünce, gözlerinden çıkan zararlı şualar bunlara isabet eder. Nazarın gerçek olduğu âyet-i kerime ile sabittir. Hadis-i şerifte de (Nazar haktır) buyuruldu. (Müslim)

Altın nazarlık

Erkek çocuklara altını nazarlık olarak takmak caiz, süs olarak takmak caiz değildir. Maşallah yazılı altını, çocuğun yastığına veya beşiğine dikmek veya takmak, çok iyi olur. Nazarlık olduğu için üstüne de takmak caizdir.

Eşinden Dayak,Baskı,Şiddet Görenler İçin Okunacak Dua

Eşinden Dayak,Baskı,Şiddet Görenler İçin, 286 defa "Ya Rauf" esmasını okusun.

Allah yardımcınız olsun,Allah dualarınızı kabul etsin.

26 Nisan 2011 Salı

Sürme Çekmek

Câbir (r.a) şöyle demiştir:

Ben Rasûlullah (s.a.v) den şöyle işittim:

“Yatacağınız zaman ismid (denilen sürmeyi gözünüze çekmeye) devam ediniz. Çünkü o gözü temizleyip görme gücünü artırır ve kılları (yani kirpikleri) yetiştirir.” (İbn-i Mâce, Tıbb, 25)

İbn-i Abbas (r.a)’dan gelen rivayette ise Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“İsmid’i kullanmaya devam edin, zira o, sürmelerinizin en hayırlısıdır. Göze parlaklık verip (görmeyi netleştirip), saçı (kirpiği) bitirir.” (Tirmizî, Libâs 23)

Günümüzde birçok hastalığın ilacının bitkilerden üretildiğini biliyoruz. Hadîs-i şeriflerde Efendimiz’in bildirdiği tıbb-ı nebevîye dair birçok örnek vardır; ancak üzülerek ifade etmek lazımdır ki Müslümanlar olarak bizlerin, bunun çok da kıymetini bildiğimiz, bu tavsiyeleri günümüzün imkânları ölçüsünde araştırıp onlardaki şifa unsurlarını açığa çıkararak insanların istifadesine sunduğumuz söylenemez. Doğrusu bu husustaki gayretimiz de diğer sünnetlere uymadaki gayretimiz mesabesindedir.

Hadislerde çeşitli hastalıklara ilaç olarak tavsiye edilen maddelerin bir kısmının bitkisel maddeler olduğu, bunların dışındaki hastalıklar içinse bir takım ilaçlar aranması gerektiği zikredilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v)’in göz için tavsiye ettiği ismid taşını da bu bağlamda ele almak gerekir. İsmid, sürme taşıdır. Siyah renkli olup kırmızıya çalar. En iyisinin İsfahan’da çıktığı zikredilmektedir. Parçalanması kolay ve parlak bir taştır. Temiz olduğu zaman beyaz gümüş rengindedir.

Peygamberimiz (s.a.v)’in özellikle yatmazdan evvel sürmeyi tavsiye ettiği ismidin bazı faydaları şöyle sıralanmaktadır:

• Sürme, göze parlaklık verir ve gözün net görmesini sağlar.

• Göz sinirlerini kuvvetlendirir.

• Sürme, gözdeki yaşı ve cerahati emer, çapağı giderir.

• Kirpikleri yeniden bitirir, çoğalmasını sağlar.

• Göz damarlarını -bilhassa yaşlı ve çocuklarda- takviye eder.

• İnce sıvı halindeki balla birlikte sürüldüğünde baş ağrısını giderir.

• İçine biraz misk katılan sürme taşı özellikle yaşlılar ve gözleri zayıf olanlar için sürmelerin en güzelidir. (İbn-i Kayyim, Tıbb, s.459)

• Sürmenin ana maddesi ‘antimon’ olması sebebi ile kirpikleri siyahlatır.

• Sürmenin siyah olması nedeni ile güneşten gelen ısı ışınlarını tutar. Çünkü ısı ışınlarının göze fazla sirayeti, gözdeki lens ve retinaya zarar verdiği de zikredilir.

Sürme hakkındaki bazı hükümler ise şöyledir:

• Erkeklerin sürmeyi sadece süslenmek için çekmeleri mekruhtur.

• Sürme yatmadan önce çekilir. Sürme olarak “ismid” taşından mamul sürme kullanılır.

• Cuma günleri; koku sürünmek, yıkanmak vs. sünnet olduğu gibi sürme çekmek de sünnettir.

• Sürme; üç defa sağa, üç defa sola (her çekişte sayının tek olması için) veya üç defa sağa iki defa sola (toplamda sayının tek olması için) çekmek sureti ile sürülür.

• Sürme çekmek, tadı boğazda hissedilse veya tükürdüğünde tükürüğünü renkli görse bile orucu bozmaz.

• Gümüş sürmedanlık kullanmak mekruhtur.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Sevgi ve Saygınlık Kazanmak İçin Okunacak Dua

Saygınlık Kazanmak İçin:İnsanlardan saygı sevgi görmek için günde 100 kere "Ya zelcelali vel ikram " okunur.

Sevi ve Saygı Kazanmak İçin:İnsanlardan ve sevdiklerinizden sevgi saygı görmek için her gün 20 kere "Ya Vedüd" esması okunmalıdır.

24 Nisan 2011 Pazar

Ayrılan Eşi,Sevgiliyi,Aşkı ve Akrabayı Geri Kazanmak İçin Dua

Ayrılan Eşi,Sevgiliyi,Aşkı ve Akrabayı Geri Kazanmak İçin Okunacak Dua:


Abdest alınır.
17 kere Cin suresiin ilk 4 ayeti okunur.Kuranı kerimin 72. suresidir.
Sonra Peygamber efendimize 100 kere salavat getirilir.
Sonra 3 kere Yasin ve 3 kere Ayetel kürsi okunur.
Sonra 40 kere Tebbet suresi okunur.(Tebbet süresi Kuranı kerimin 111. süresidir.)
7 kere "Falem ennehü la ilahe illalahü ya rahman .Fettahizühü vekiylen ve Kanallahü Alimen Hakime.İnnellahe Ala külli şeyin kadir.Tevekkelü ya hüddamü hazihil Esmaişşerifete bicelbi ve ihdari (mesela falan oglu kızı filan ayşe) "

Aşure Tarifi, Aşure Nasıl Yapılır, Aşure Tarifi, Aşure Nasıl Yapılır, Aşure Yapmanın İncelikleri

AŞURE - 1 -

Malzemeler;
  • 1/2 kg buğday
  • 1 fincan pirinç (çay fincanı)
  • 200 gram kuru fasulye
  • 200 gr kuruceviz
  • 200 gr fındık
  • 100 gr pilav fıstığı
  • 1 kg toz şeker
  • 200 gr nohut
  • 4 adet limon
  • 50 gram kuş üzümü

Yapılışı;

Pirinçleri ve buğdayları yıkayın. Pirinçleri ve buğdayları tencereye koyun ve üzerine su ekleyin (üzerini 2-3 parmak aşacak şekilde). Bu şekilde 5 dakika karıştırarak pişirin.Üzerini sıkıca kapatıp sıcak ortamda, bir gece bekletin. Nohut ve fasulyeleri yumuşayıncaya kadar haşlayın. Pirinç ve buğdayları tencereye biraz sıcak su ekleyerek ateşe koyup kapaksız olarak kaynatın. Dibinin tutmamasına dikkat edin, devamlı karıştırın. Bir süre sonra altını kısarak, kabukları soyulmuş nohut ve fasulyeleri katın. Malzemeler kısık ateşte pişerken karıştırarak bir kilogram şekeri de ilave edin. Ateşten almaya yakın limonları rendelenip aşureye katın ve bir iki taşım daha kaynatın. Ateşten almadan önce isteğinize göre gül suyu da ekleyebilirsiniz. Soğumadan kaselere koyun. Fındığı, cevizi ve pilav fıstığını kavurarak aşurelerin üzerine serpiştirebilirsiniz.

AŞURE - 2 -

Malzemeler:
1.yarım kilo bugday
2.yarım kilo nohut (sabah düdüklü tencerede haşlayın)
3.yarım kilo kuru fasülye (sabah düdüklü tencerede haşlayın)

Aşurenin ilk aşamasında yukarıdaki malzemeler akşamdan sıcak suya bırakılır. Sabaha kadar bekletilir.

Sabah malzemeler ayrı ayrı kaynatılır 5 dk kadar. Sonra süzgeçten geçirin soğuk suyla yıkayın. Bu işlemi yaptıktan sonra ayrı ayrı boş kablara koyun.
Diğer aşamaya geçin.


Diğer Malzemeler:
1. 250 GR incir kurusu
2.250 GR üzüm kurusu
3.250 GR kayısı kurusu
4. karanfil 10 veya 15 adet
5. 1 tane elma kabugu
6. 1 tane havuç ince kıyılacak
7. 250 GR fındık içi
8. 250 GR ceviz içi

Yapılışı:
Birinci aşamada tarif ettiğimiz bugdayları pişirelecek olan tencereye bırakınız.İki bardak su ilave ediniz kısık ateşte pişirmeye başlayınız. 10 dk kadar pişirince içine haşlanmış olan nohut ve kuru fasülyeleri ilave ediniz. Bunlarla beraber 10 dk kadar daha pişirmeye devam edin. Bu işlemi yaparken 1 kilo sütü bu pişen tencerenin içine boşaltın kısık ateşte pişmeye bırakınız. Daha sonra ikinci etapta verdiğim malzemeleri sırayla tencerenin içine boşaltın sadece kuru inciri ayırın bunu tencerenin pişmesine yakın bırakacağız ki aşuremizin rengi kararmasın.

Bütün malzemeleri teker teker bıraktıktan sonra 1.750 gr toz şekeri de tencerenin içine boşaltın. Kısık ateşte pişirmeye devam edin arada tencerenin dibi tutmasın diye karıştırınız sürekli tencerenin başında durun pişene kadar takip edilecek tadına bakın kıvamı tamamsa ateşin altını kapatmaya 5 dk kala ayırdığımız kuru incirleri de bırakınız. Sonra ateşi söndürünüz.

Önceden hazırladığınız kaseleri yanınıza alın sıcak sıcak kaselere yaptığınız aşureyi boşaltınız.
Sonra soğumaya bırakınız.Aşure soğuduktan sonra istege isteğe bağlı tarçın, kuş üzümü ve fındık ilave ediniz.

Sevgi ile Bağlılık,Sadakat Sağlamak İçin Dua

İçinde su bulunan bir bardağa 786 defa "Bismillahirrahmanirrahim "okuyup bu suyu sevdiğine içiren kimse,ona sadık olur,aldatmaz,sevgisine ve bağlılığına kavuşur.

23 Nisan 2011 Cumartesi

Nasibin Çıkmaması ve Kader

Nasibin çıkmaması ve kader

Her şey takdir iledir. Kaderin, iyisi, kötüsü, tatlısı, acısı, hep Allahü teâlâdandır. Kader, Allahü teâlânın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir. Kaza, kaderde bulunan şeyleri, zamanı gelince yaratmasıdır.

Evlenmek, nasibi çıkmak veya çıkmamak da takdire bağlıdır. Allahü teâlâ, takdirine göre sebepler yaratmaktadır. Mesela bir kız dua eder, (Ya Rabbi, evlenmek hakkımda hayırlı ise, evlenmeyi bana nasip eyle) der. Duası kabul olursa evlenir. Evlenmek için tedbir almak ve sebeplere yapışmak lazımdır. Mesela kötü birisi ile evlenip de suçu kadere yüklemek doğru değildir.

Tedbir alıp sebeplere yapıştıktan sonra evlenemedim diye kendini sıkıntılara sokmak çok yanlış olur. (Nasibuke, yusibuke) buyurmuşlardır. (Nasipse, kavuşursun) demektir. Yine, (Nasipse gelir Hint’ten, Yemen’den, nasip değilse, ne gelir elden) demişlerdir.

Sıkıntılı şeylerden kurtulmak için, rahat ibadet edebilmek ve haramlardan kaçmak için, sabrederek dua etmek gerekir. Peygamber efendimiz, (Müminin silahı duadır) buyurdu. (İ. Ebiddünya)

Kur’an-ı kerimde de mealen, (Ey iman edenler, Allah’tan sabır ve namazla yardım isteyiniz) buyuruluyor. (Bekara 153)

Görüldüğü gibi, sabrın, namaz ve duanın önemi çok büyüktür. İnsana sıkıntı bazı şeylerde ısrar etmesinden ileri gelir. Tedbir almalı, fakat tedbire de güvenmemeli. Çünkü tedbir, takdiri bozamaz. Takdire boyun eğmek ve ona inanmak farzdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadere rıza göstermek mutlu olmaya, rızasızlık ise mutsuzluğa alamettir.) [Tirmizi]

Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
İnsana gelen elemler, takdir-i ilahi ile gelmektedir. Razı olmak gerekir. İbadetlere devam, elemlere, hastalıklara sabredebilmelidir. Allahü teâlânın kereminden afiyet beklemelidir! Mahluklardan bir şey beklememeli, her şeyin Hak teâlâdan geldiğini bilmelidir! Dertlerden, elemlerden kurtulmak için dua ve istiğfar etmelidir! Onun takdiri, iradesi olmadıkça, kimse kimseye zarar veremez. Bununla beraber, sebeplere yapışmak, Peygamberlerin yoludur. Sebeplerin tesirini de Allahü teâlâdan talep etmelidir!

Aşık Olduğun Bir Kimsenin Aşkını Kazanmak için Okunacak Dua

Aşık olduğunuz birisi var fakat o size hiç yüz vermiyorsa yada bunu farkında değilse,aşağıda verdiğim duayı okuyunuz.

Çok sevdiğin birinin sevgisini kazanmak,ayrılanı geri getirmek(eş veya helal olan kimse ) için
abdest alınır ve 2 rekat namaz kılınır.
O kişinin resmine bakarak 30 kere Peygamber efendimize salatı selam gönderirlir ve 170 kere Vedduha süresi okunur.
Allahın izniyle isteğin yerine gelir.
Duha süresi Kuranı kerimin 93. süresidir.

Allah dualarınızı Hayırlı eylesin...

Kuranda Geçen Cilbab Kelimesi Çarşaf mıdır?

Her cilbab çarşaf değildir

Çarşaf bir cilbabdır, ama her cilbab çarşaf değildir.
Her cilbabın çarşaf olduğunu bildiren hiçbir İslam âlimi yoktur.

Çarşaf giymeye farz diyenlerin görüşleri indidir, asla ilmi değildir. Hiç bir muteber fıkıh ve tefsir kitaplarından delilleri yoktur. Kıymetli din kitaplarında buyuruluyor ki:

Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. Dinimiz kapanmayı emretti, ama belli bir örtü şekli bildirmedi. (Dürer-ül-mültekıte)

Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir.

Zevacir
ve Berikadaki iki hadis-i şerifin meali şöyledir:
(Haya cilbabını [örtüsünü] çıkaranın [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.) [Beyheki]

(Cilbabı
[gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) [Bezzar]

Bu hadis-i şeriflerde de, cilbabın bir örtü olduğu açıkça görülmektedir.

Cilbabın dış örtü, dış kıyafet olduğu tefsirlerde de yazılıdır:
Cilbab, hımarın [tülbendin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsüdür. [Buna atkı da denir.] (Ebussüud tefsiri)

Cilbab, tek parça örtüdür. (Celaleyn)

Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsüdür. (Ruh-ul-beyan)

Cilbab, milhafedir. (Beydavi)

Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. (Kurtubi)

Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. (Elmalılı)

Cilbab, dışa giyilen örtü. (Tibyan, A. Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay'ın meali)

Cilbab, milhafe, entari veya hımar. (El-Envar)
[Milhafe; dış örtü ki buna ferace de denir.]

Cilbab, feracedir. (Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)

Nur suresinde, (Kadınlar, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına örtsünler) buyuruluyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, hımar denmezdi. Fıkıh kitaplarında cilbab dış örtü diyor. Bir örnek:
Hanıma verilmesi vacip olan nafaka, yemek, kisve [elbise] ve meskendir. Kisve [elbise] ise, hımar ve milhafedir. (Bahr) [Milhafe; dış örtüdür, hımar ise başörtüsüdür.]

Tefsir, hadis ve fıkıhta cilbab dış örtüdür.

Çarşafa bidat denmez, çünkü âdetteki değişiklik bidat olmaz. Şalvar ve pantolon da böyledir. Otomobil uçak da böyledir. Bunlara itiraz etmeyip de, cilbaba çarşaf diye takılmak normal değildir.

22 Nisan 2011 Cuma

Bayanların Pantolon Giymesi Haram mıdır?

Pantolon Giymek

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!) [Hakim]

(Erkeğe benzemeye çalışan kadın, kadına benzemeye çalışan erkek bizden değildir.)
[İ.Ahmed]

(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!)
[Buhari]

(Erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere Allah lanet etsin!)
[Taberani]

Benzemek niyeti olmasa da, erkeğin boynuna kolye, koluna bilezik ve kulağına küpe takması kadınlara benzemek olur ve caiz değildir. Kadının da, benzemek niyeti olmadan da, pantolon giymesi caiz olmaz. Pantolon erkek kıyafetidir.

Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:
(Tergib-üs-salâtdaki hadis-i şerifte, (Örtülü olan çıplaklara ve erkek gibi giyinen kadınlara ve kadın gibi giyinen, süslenen erkeklere lanet olsun) buyuruluyor. Hele dar pantolon, erkeklere de caiz değildir. Çünkü, kaba yerleri dışardan belli olmaktadır. Bundan başka, kadınların pantolon giymeleri eskiden de, şimdi de İslam âdeti değildir. Dinsizlerden, İslam tesettürünü bilmeyenlerden gelmektedir. Haramlar yayılsa, yerleşseler de, İslam âdeti olamazlar. Kâfirlere benzeyenin, onlardan olacağı, hadis-i şerifte bildirilmiştir. Pantolon, manto altına giyilebilir ise de, mantonun pantolon yokmuş gibi dizleri örtmesi lazımdır.)

Hadis-i şerifte örtülü olan çıplak ifadesi geçiyor. Tayt giyenler örtülü müdür? İçindeki çamaşır belli oluyor. Kaba yerleri dışardan belli olmaktadır. Pantolon da öyledir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Avret yerlerini açanlara ve başkasının avret yerine bakanlara, Allah lanet etsin!) [Beyheki]

Kimlerin Duası Kabul Olmaz?

Allah'tan dualarımızı kabul etmesini istiyorsak önce onun bizden istediklerini yerine getirmemiz gerekir.Onun bizden istediği ibadet ve amelleri yerine getirmiyorsak,yaptığımız iyilikleri arttırıp günahlardan kaçınmıyorsak Allah'tan bir şey istemeye nasıl yüzümüz olabilir ki?

Bu kainatı ve bizleri Allah(cc) yarattı.Sahip olduğumuz herşeyi o verdi.Bizden istediği kendisini tanımamız,onu sevmemiz ,ondan korkmamız ve verdikleri için şükretmemiz sadece.

Bize yapılan en küçük bir yardımda,teşekkür etmek isteyen biz ,bize daha doğmadan bunca nimet veren Allah'a şükretmeyecek miyiz?O Allah(cc) ki: biz ona sırtımızı döndüğümüz ,gün boyunca hiç hatırlamadığmız,ancak başımıza bir sıkıntı ,dert hastalık geldiğinde kendisinden yardım istediğimiz halde o kadar merhametli ki ve bizi ne kadar seviyorki bize azap etmiyor ,nimetlerini vermeye devam ediyor .

Bu nedenle dua etmeden önce yaşantınıza bakın ;Yaşadığınız gibi mi inanıyorsunuz ,inandığınız gibi mi yaşıyorsunuz?Allah'a ne kadar yakınsınız?

Allah'ı ne kadar çok sever ve onun rızası içi çalışırsanız dularınız o ölçüde kabul olur.

Allah'ı nasıl sevebiliriz?Dualarımız neden kabul olmuyor?
İşte cevabı aşağıdaki kıssada saklı:
İbrahim bin Edhem bir gün Basra çarşısında gezerken halk başına toplandı ve “Bana duâ edin icabet edeyim” meâlindeki âyet-i celileyi sordular ve: “Biz Allah'a dua ediyoruz. Fakat müstecap olmuyor. Acaba neden?” diye yakındılar.
Dedi ki: Kalbiniz on şeyden ölmüştür:
1) Allah'ı tanırsınız, ama hakkıyla ibadet etmezsiniz

2) Allah'ın kitabını okursunuz, ama hayatınız o kitaba göre yaşamzsınız

3) Şeytanın'in düşman olduğunu bilirsiniz , ama onun dediklerini yaparsınız.

4) Resûlullah'ı sevdiğinizi söylersiniz , ama onun izini ve sünnetini terk edersiniz.
5) Cenneti istersiniz , ama onun için amel etmezsiniz.

6) Cehennemden korkarsınız , ama günahlardan çekinmezsiniz.

7) Ölümün geleceğini bilirsiniz, ama onun için hazırlanmazsınız.

8) Başkalarının ayıbları,eksikleri ile uğraşır,dedikodu yaparsınız amma kendi ayıplarınızı düzeltmezsiniz.

9) Allah’ın verdiği rızkı yersiniz, ama Allah'a şükür etmezsiniz.

10) Ölülerinizi gömersiniz, ama onlardan ibret almazsınız.

11)Fakirlere öksüz ve yetimlere yardım etmezseniz.

21 Nisan 2011 Perşembe

Evlenmemek Gunah mı?

(Evlenmeyen benden değildir.) [İbni Mace] (Mazeretsiz evlenmeyen sünnete uymamış olur. Ahir zamanda bir mazeretle evlenmemek sünnete aykırı değildir.)

Evlenmek de sünnettir. Bu sünneti de terk eden günah işlemiş olmaz. (Evlenmeyen bizden değildir) hadis-i şerifi, evlenmeyenin kâfir olacağını göstermez. Evlenmeyen sünnete uymamış olur. Evlenmek sünnetine veya sakal sünnetine uymayan günah işlemiş olmaz.

Hayatının sonuna kadar evlenmemek günah değildir. Evlenmediği takdirde nefsini gayr-ı meşru yoldan men edemeyecek durumda bulunan ve evleneceği kadının nafakasını temin imkânına sahip olan erkeklerin evlenmeleri farzdır. Aksi takdirde harama girme tehlikesi bahis mevzuudur. Hadis-i şerifte gücü yeten gençlerin evlenmeleri, fakir olanların da oruç tutmaları, bu hikmete binâen tavsiye buyurulmuştur.
"Size hemcinslerinizden kendilerine ısınasınız diye eşler yaratmış olmasi, aranıza bir sevgi ve şefkat koyması, Onun ve kudretinin delillerindendir"(1) mealindeki âyet-i kerime, aile müessesesinin temelini beyan etmektedir. Ailede kadın ve erkeğin karşılıklı sevgi ve şefkat duyguları içinde hayatlarını devam ettirmeleri, Allah'ın kudret ve rahmetinin delillerinden sayılmaktadır.

İslâmiyet ilâhî bir din olması itibarıyla insan yaratılışına en uygun bir prensipler bütünüdür. Her İslâmî meselede sonsuz hikmet, fayda ve denge müşahede edilmektedir.

İslâm, sayısız ilâhları reddederken, Tevhid inancını bütün berraklığıyla zihinlere nakşetmektedir. Zulmü ve haksızlığı yasaklarken, adaleti ve hakperestliği en ince noktalarına kadar öğretip, göstermekte, insanı harama sürükleyen duygularını hep doğruya ve orta yola kanalize etmektedir. Fertleri yoldan çıkaran, cemiyeti sarsan ve aile yuvasını kökünden kazıyan zinayı yasaklarken; nikâhı, kadın-erkek münasebetlerini çok güzel bir şekilde düzenlemektedir.

Her meselede zaman, mekân ve şartlar gözetildiği gibi, evlenmede de aynı hususlar mevcuttur. Âyet ve hadislerde evlenme hakkında geçen emir ve tavsiyeler mezhep imamları ve müçtehitler tarafından belli kaide ve esaslara bağlanmıştır. Bu esaslar üzerinde kısaca duralım:

"Kadınlardan hoşunuza gidenleri nikahlayınız"(2) İlâhî emri ile "Evlenin çoğalın"(3) hadis-i şerifindeki emir, mutlak olmadığı gibi, belli şartlara bağlıdır ve "herkes için ve her vakit değildir." Nikâhdaki en mühim hikmet neslin devamıdır. İnsanın şehevânî hislerini helâl dairede tatmin etmektir. Bu sayede sırat-ı müstakim olan iffet hasletine kavuşulmuş, zulüm ve tecavüzden sakınılmış olur.

Evlenmediği takdirde nefsini gayr-ı meşru yoldan men edemeyecek durumda bulunan ve evleneceği kadının nafakasını temin imkânına sahip olan erkeklerin evlenmeleri farzdır. Aksi takdirde harama girme tehlikesi bahis mevzuudur. Hadis-i şerifte gücü yeten gençlerin evlenmeleri, fakir olanların da oruç tutmaları, bu hikmete binâen tavsiye buyurulmuştur.(4)

Diğer taraftan, aile hukukunu ifâya gayret eden ve itidal içinde bulunan, aşırı bir iştiyak hissetmeyen erkekler için nikâh sünnet-i müekkededir. Başka bir görüşe göre, bir farz-ı kifayedir.

Evlenmek, aile hukukunu ihlâl edip, evleneceği kadına eziyet ve zulmedeceğinden korkulan bir kimse için tahrîmen mekruh; bu hukuku ihlâl edeceği kesin olan kimse için de haramdır. Ayrıca sıhhî yönden müsait olmayıp, evlenince hastalığı artabilecek kimse için de aynı hüküm geçerlidir.

1. Rûm suresi, '21.
2. Nisa Sûresi, 4.
3. Beyhakî, 7: 81.
4. Tirmizî, Nikâh: 1.

Bekâr olarak ölmek günah değildir. Hatta ahir zamanda çoluk çocuk sahibi olmamak daha iyidir. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

Peygamber efendimiz, bir hadis-i şerifinde, (İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhâz olandır) buyurdu. Hafifülhâz nedir, dediklerinde, (Hanımı ve çocuğu olmayandır) buyurdu. (Ebu Ya’la)

Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami, Ebül-Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi. Hicretin ikiyüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir. (İhya)

İmam-ı Gazali hazretlerinin bu bildirdiklerine uyup, salih biri çıkmadıkça evlenmemelidir.

Bekâr olarak ölmekten de korkmamalıdır! Rabia-i Adviyye hazretlerine, Hasan-ı Basri hazretleri gibi evliya zatlar, evlenme teklifinde bulunduğu halde, bu hanım evliya evlenmemiş, bâkire olarak ölmeyi tercih etmiştir.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Evlilik İçin Dua

Bismillahirahmenirahim;

Dul veya bakire bir kadın abdest alıp cuma günü oruç tutup öğlen saatlerinde gümüş bir yüzük üzerine "Allah" Lafza-i Celali yazıp(yazdırıp) sağ elinin yüzük parmağında taşırsa Allahın izniyle evlenir.

Allah Hayırlısından nasip eylesin...Allah Dualarınzı kabul etsin.

Kulak Ağrısı ve Hastalıkları İçin Dua

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:

Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. . Şifa verici yalnızca Allah'tır.



Kulak için: "Es Semi"

arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:

"Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin"
"Ve şifaun lima fissudur"
"Fihi şifaun linnas"
"Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun"
"Ve iza maridtu fehuve yeşfin"
"Qul huve lillezine amenu huden ve şifa"

19 Nisan 2011 Salı

Namaz Sureleri ve Duaları



Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe gayrük.




Ettehıyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh, Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh.



Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.


Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.


Rabbenâ âtinâ fid’dünyâ haseneten ve fil’âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr.



Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.

Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.


Cuma Günü Neler Yapılmalı


Cuma, müminlerin bayramıdır. Cuma günü yapılan ibadetlere iki kat sevap verilir. Bugün işlenen günahlar da iki kat yazılır. Bilhassa Cuma gününü, günahlardan kaçarak ibadetle geçirmeye çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Cuma günü günah işlemeden selametle geçerse, diğer günler de selametle geçer.)

(Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de Cuma günü ve gecesinde işlenilenden kötüsü yoktur.)
[Ramüz]

(Cumadan faziletli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan efdaldır.)
[Deylemi]

(Cuma, fakirlerin haccıdır ve müminlerin bayramıdır ve gök ehlinin bayramıdır ve Cennette de bayram günüdür. Günlerin en iyisi, en şereflisi Cumadır.) [Ey Oğul İlmihali]

(Cuma günü iyiliklerin hazinesidir ve güzel şeylerin menbaıdır.) [Ey Oğul İlmihali]

(Cuma günü geldiği için sevinen bir mümine, kıyamete kadar her gün, o kadar sevap verilir ki, adedini Allahü teâlâ bilir.) [Ey Oğul İlmihali]

(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.)

(Cuma gecesi Kehf suresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.)
[Tergib]

(Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat okuyan, beni rüyada görür.)
[Şira]

(Cuma günü sabah namazından önce, üç kere Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın, kendinin ve anasının ve babasının bütün günahları af olur.)
[Tergib-üs-salat] (Kul haklarını ve kazaya kalan farzları ödemek ve haramlardan vazgeçmek şarttır.)

(Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cumayı farz kıldı. Adil veya zalim bir imam, başkan zamanında küçümseyerek veya inkâr ederek Cumayı terk edenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekatı, haccı, orucu ve hiçbir ibadeti kabul olmaz.)
[İbni Mace]

(Cuma namazı kılmak; köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.)
[Ebu Davud, Hakim]

(Bir Müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları af olur ve her adımı için sevap verilir.)
[Riyadun-nasıhin]

(Özürsüz üç Cumayı kılmayanın kalbi mühürlenir, yani iyilik yapamaz olur.)
[Hakim]

(Cuma namazı kılmayanın kalbi mühürlenir, gafil olur.)
[Müslim]

(Cuma namazı yolunda ayakları tozlanana Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]

(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.)
[İbni Sünni]
[İhlas, Kul hüvallahü ehaddır. Muavvizeteyn, kul euzülerdir.]

Allahü teâlâ, Cuma gününü Müslümanlara mahsus kılmıştır. Cuma suresi sonundaki âyet-i kerimede mealen; (Ey iman etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezanı okunduğu zaman, hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camiye koşunuz. Alış verişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, size, başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızk bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hatırlayınız ki, kurtulabilesiniz!) buyuruldu. Namazdan sonra, isteyen işine gider çalışır. İsteyen camide kalıp, namaz, Kur'an-ı kerim, dua ile meşgul olur. (Riyadun-nasıhin)

Cuma günleri duanın kabul olacağı bir an vardır. Bu an, hutbe ile Cuma namazı içindedir diyenler çoktur. Hutbe dinlerken, dua kalbden olur. Ses çıkarmak caiz değildir. Bu an her şehir için başkadır. Cuma günü, gecesinden daha kıymetlidir. Gecesinde veya gündüzünde (Kehf suresini) okumak çok sevaptır. (Tefsir-i Mazheri)

Bir hadis-i şerifte, (Cuma günlerinde bir an vardır ki, müminin o anda ettiği dua red olmaz) buyuruldu. Bazıları, bu an, ikindi ile akşam ezanları arasındadır, dedi. (Riyadun-nasıhin)

Cuma günü, ruhlar toplanır ve birbirleri ile tanışırlar. Kabirler ziyaret edilir. Bugün kabir azapları durdurulur. Bazı âlimlere göre, müminin azabı artık başlamaz. Kâfirin Cuma ve Ramazanda yapılmamak üzere, kıyamete kadar sürer. Bugün ve gecesinde ölen müminler kabir azabı hiç görmez. Cehennem, Cuma günü çok sıcak olmaz. Âdem aleyhisselam Cuma günü yaratıldı. Cuma günü, Cennetten çıkarıldı. Cennettekiler, Allahü teâlâyı Cuma günleri göreceklerdir. (Seadet-i Ebediyye)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cumartesi günleri Yahudilere, pazar günleri nasaraya verildiği gibi, Cuma günü, Müslümanlara verildi. Bugün, Müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır.) [Riyadun-nasıhin]

(Musa aleyhisselam dedi ki: Ya Rabbi! Bana cumartesi gününü verdin, Muhammed aleyhisselamın ümmetine hangi günü vereceksin? Onlara Cuma gününü vereceğim, buyuruldu. İlahi! Cuma gününün kıymeti ve sevabı ne kadardır diye sordu. Ey Musa! Cuma günü yapılan bir ibadete, cumartesi günü yapılan yüz bin ibadet sevabı vardır, buyuruldu. Bunun üzerine Musa aleyhisselam, ya Rabbi! Beni Muhammed aleyhisselamın ümmetinden eyle diye dua eyledi.)
[Ey Oğul İlmihali]

Kur'an-ı kerimde Cuma gününü bildiren âyet-i kerimeyi getirince, Cebrail aleyhisselam dedi ki, ya Muhammed aleyhissalatü vesselam! Musa aleyhisselamın ümmeti eğer Cuma gününün kıymetini bilselerdi buzağıya tapmaktan, Yahudi olmaktan kurtulurlardı. İsa aleyhisselamın ümmeti de bilselerdi Hıristiyan olmaktan korunurlardı. (Ey Oğul İlmihali)

(Günlerin en kıymetlisi Cumadır. Cuma günü, bayram günlerinden ve aşure gününden daha kıymetlidir. Cuma, dünyada ve Cennette müminlerin bayramıdır.) [Riyadun-nasıhin]

(Ümmetinin bayramları içinde Cumadan daha kıymetli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan efdaldir.) [Deylemi]

(Allah indinde günlerin seyyidi Cumadır. O, kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir.) [Buhari]


Cuma günü yapılacak işler


Cuma namazı için gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek sünnettir. Tırnakları Cuma namazından önce veya sonra kesmek sünnettir. Namazdan sonra kesmek efdaldir. (Dürr-ül-muhtar)

Hadis-i şerifte, (Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir) buyuruldu. (Ebuş-şeyh)

Perşembe günü de tırnak kesilebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Ali, tırnak Perşembe günü kesilir. Cuma günü de, koku sür ve yeni elbise giy.) [Deylemi]

(Cumaya perşembe gününden hazırlanın!)
[Hatib]

(Her müslüman, Cuma günü yıkanmalı, misvaklanmalı ve güzel koku sürünmelidir.)
[Buhari]

Cuma günleri şunları da yapmak iyi olur:

1- Cumayı perşembeden karşılamalı. Perşembe ikindiden sonra istiğfar etmeli. Kuran-ı kerim ve Yasin suresini okumalı. Bir hadis-i şerifte, (Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir) buyurulmaktadır. (İsfehani)

2-
Cuma gecesi ehli ile gusletmeli. Peygamber efendimiz, (Cuma günü gusledenin günahları affolur) buyurmaktadır. (Taberani)

3-
Cuma namazına erken gitmeli, ilk safta yer almalı. Namaz kılanın önünden geçmemeli. Hatip minbere çıkınca, konuşmamalı.

4-
Az da olsa sadaka vermeli. Çoluk çocuğunun nafakasını bol vermeli.

5-
Cuma günü duanın kabul olduğu vakti bulmak için hep ibadet etmeli.

6-
Cuma günü çok salevat-ı şerife getirmeli. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]

7-
Ana babanın ve evliyanın kabirlerini ziyaret etmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ana-babasının kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur. Haklarını ödemiş olur.)
[Tirmizi]

8- Cuma günü sevinmek, herhangi bir müslümanın Cumasını tebrik etmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cuma günü, kuşlar ve vahşi hayvanlar birbirine "Selamün aleyküm, bugün Cuma günüdür" derler.) [Deylemi]

9-
Cuma günleri ve her gün şu (istiğfar duası)nı çok okumalıdır:

(Allahümmagfir li ve li abai ve ümmehati ve li ebnai ve benati ve li ihveti ve ehavati ve li-amami ve ammati ve li-ahvali ve halati ve li-zevceti ve ebeveyha ve li-esatizeti ve lil-müminine vel-müminat vel hamdü-lillahi Rabbilalemin!)

Kadın okursa, zevceti yerine zevci ve ebeveyha yerine, ebeveyhi demelidir.

10- İkindiden sonra, seccade üzerinde elinden geldiği kadar, (ya Allah, ya Rahman, ya Rahim, ya Kavi, ya Kadir) demeli, sonra dua etmelidir.

Cuma vakti ve ezan okunurken alış veriş yapan, mekruh işlemiş olur. (Dürer)

Cuma günü oruç tutmak müstehaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cuma günü oruç tutan için, on ahiret günü oruç sevabı yazılır.) [Beyheki]
Bazı âlimlere göre, yalnız Cuma günü oruç tutmak mekruhtur. Bir hadis-i şerif meali:
(Yalnız Cuma günü oruç tutmayın! Perşembe veya cumartesiyle beraber tutun.) [Buhari]

Bunun için, cuma günü oruç tutmak isteyenin, perşembe veya cumartesi günü de tutması iyi olur; çünkü sünnet veya mekruh denilen bir işi yapmamak gerekir. Cumartesi günü oruç tutma imkânı olmazsa, cuma günü tek tutmak mekruh olmaz.


18 Nisan 2011 Pazartesi

Omurga Ağrısı ve Hastalıkları İçin Dua

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:
Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. Şifa verici yalnızca Allah'tır.

Omurga için:" El Cebbar "
arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:

Bismillahirrahmanirrahim
"Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin"
"Ve şifaun lima fissudur"
"Fihi şifaun linnas"
"Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun"
"Ve iza maridtu fehuve yeşfin"
"Qul huve lillezine amenu huden ve şifa''

Saç Hastalıkları ve Saç dökülmesi İçin Dua

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. Şifa verici yalnızca Allah'tır.

Saç için: El Bedi'

arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:

Bismillahirrahmanirrahim "Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin" "Ve şifaun lima fissudur" "Fihi şifaun linnas""Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun" "Ve iza maridtu fehuve yeşfin""Qul huve lillezine amenu huden ve şifa''

Ezan Dinle, Ezan İndir, Online Ezan Sesi İzle

Ezan Dinle, Ezan İndir, Online Ezan Sesi İzle

Ezanlar

Saba makamında

  • Abdülkadir Şehitoğlu - indir
  • Hafiz İlhan Tok - indir
  • İsmail Coşar - indir
  • M.Özcan Güneşdoğdu - indir

Uşşak makamında

  • Abdülkadir Şehitoğlu - indir
  • Hafiz İlhan Tok - indir
  • İsmail Coşar - indir
  • M.Özcan Güneşdoğdu - indir

Rast makamında

  • Abdülkadir Şehitoğlu - indir
  • Hafiz İlhan Tok - indir
  • İsmail Coşar - indir
  • M.Özcan Güneşdoğdu - indir

Segah makamında

  • Abdülkadir Şehitoğlu - indir
  • Hafiz Hüseyin Erek - indir
  • Hafiz İlhan Tok - indir
  • İsmail Coşar - indir
  • M.Özcan Güneşdoğdu - indir

Hicaz makamında

  • Abdülkadir Şehitoğlu - indir
  • Hafiz İlhan Tok - indir
  • İsmail Coşar - indir
  • M.Özcan Güneşdoğdu - indir

17 Nisan 2011 Pazar

ADELE AĞRISI ve HASTALIKLARI İÇİN DUA

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. Şifa verici yalnızca Allah'tır.

Adaleler için: "El Kavi "
arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:

Bismillahirrahmanirrahim "Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin" "Ve şifaun lima fissudur" "Fihi şifaun linnas""Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun" "Ve iza maridtu fehuve yeşfin""Qul huve lillezine amenu huden ve şifa''

16 Nisan 2011 Cumartesi

Kuranda Adı Geçen Peygamberler

1. Âdem,
2. İdris,
3. Şit,
4. Nuh,
5. Hud,
6. Salih,
7. İbrahim,
8. Lut,
9. İsmail,
10. İshak,
11.Yakub,
12.Yusuf,
13. Eyyub,
14. Şuayb,
15. Musa,
16. Harun,
17. Hıdır [Hızır],
18. Yuşa bin Nun,
19. İlyas,
20. Elyesa,
21. Zülkifl,
22. Şemun,
23. İşmoil,
24. Yunus bin Meta,
25. Davud,
26. Süleyman,
27. Lokman,
28. Zekeriya,
29. Yahya,
30. Üzeyir,
31. İsa
32. Zülkarneyn
33. Muhammed aleyhimüssalatü vesselam

Bunlardan yalnız yirmisekizinin ismi, Kur'an-ı kerimde bildirilmiştir. Zülkarneyn, Lokman, Üzeyir ve Hıdır [Hızır]ın, Peygamber olup olmadıklarında ihtilaf vardır.

Ezan Duasi, Ezan Duasi'nin Anlami, Ezan Duasi Faziletleri

Ezan Duası

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."


Okunuşu:

"Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd

15 Nisan 2011 Cuma

Kalp Kasları İle İlgili Dualar

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. Şifa verici yalnızca Allah'tır.
Kalp Kasları için:" Er Rezzak"
arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:

Bismillahirrahmanirrahim "Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin" "Ve şifaun lima fissudur" "Fihi şifaun linnas""Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun" "Ve iza maridtu fehuve yeşfin""Qul huve lillezine amenu huden ve şifa''

Kanser Tedavisi İçin Dua

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. Şifa verici yalnızca Allah'tır.

Kanser için: "Celle Celaluhu"

arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:
Bismillahirrahmanirrahim
"Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin""Ve şifaun lima fissudur""Fihi şifaun linnas""Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun""Ve iza maridtu fehuve yeşfin""Qul huve lillezine amenu huden ve şifa''"

14 Nisan 2011 Perşembe

Fala Bakmak, Fal Baktırmak Günah mı?

Falcılık, Bâtıl inanç ve Hurafeler

Yıldız falı, kahve falı, el falı gibi her çeşit fal hurafedir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Falcının, büyücünün söylediklerine inanan, Kur'an-ı kerime inanmamış olur.)

(Fal baktıran, falcıya inanmasa bile, kırk gün namazı kabul olmaz.) [Müslim]

Cinci hocanın cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Çalınanları, kaybolanları bilirim diyen ve buna inanan da kâfir olur. Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allahü teâlâ, bir de onun vahy ve ilham ettikleri bilir. Cin, bu iki yoldan öğrendiğini haber verirse, Bana falanca evliya bildirdi derse küfür olmaz. Cinden arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmek de caiz değildir. Çünkü cinlerin gördüğü şeyleri doğru anlatıp anlatmadığı bilinemez.

Cincilere ve büyücülerin, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah'tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır. Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek, büyü çözmek için büyü yapmak da caiz değildir. Büyü yaparken, küfre sebep olan bir şey yapmak küfürdür. Böyle olmazsa, büyük günahtır. Hadis-i şerifte (Büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir) buyuruldu. (Bezzar)

Burçlara göre fal açmak da hurafedir. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar burç sayısı kadar yani 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez.

Siftah olarak alınan parayı çeneye sürmek,
güvercine kağıt çektirmek,
misafir giden evi 3 gün süpürmemek,
salı günü yola çıkmamak, sabunu elden ele vermemek,
kötü bir şey söylendiği vakit eliyle bir yere tıklayarak şeytan kulağına kurşun demek, cenazede küreği birinin eline vermeyip yere atmak,
lohusa kadının kırkı çıkıncaya kadar, dışarı çıkmaması, yanında birisinin bulunması, hatta yanına bir süpürge olsun koymalı demek,
kırkı çıkmamış iki çocuğu birbirinin yanına getirmemek bâtıl inançtır.

Hıdrellezi, Nevruzu, Noeli kutlamak, dert ve dilek için yatırlarda bulunan ağaçlara çaput bağlamak, türbelere mum dikmek, cenazeyi yüksek sesle tekbirle veya marşla götürmek, matem işaretleri taşımak, çelenk götürmek caiz değildir.

İki bayram arasında nikah yapmak caizdir. Peygamber efendimiz, Cuma gününe rastlayan bir bayram günü, namazdan sonra, nikah yapması istenince, (İki bayram arası nikah olmaz) buyurdu. Yani vakit dar, bayramlaştıktan sonra tekrar Cuma namazı için mescide geleceğiz demek istemiştir.

Nazar için kurşun dökmek, nazar boncuğu takmak, tarlaya at kafası takmak bidat değildir. Bunlara bakılınca, gözlerdeki şua ilk defa oraya gider ve nazar önlenir. (Hindiye)

Ölü işittiği için, ölüye telkin vermek sünnettir.
Devir ve iskat bidat değildir.
Definden sonra, mezarlıkta, cenaze sahiplerine taziyede bulunmak bid'at değildir.

Peygamber efendimizin âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak [mesela entari giymemek] yahut da yapmadığı şeyleri yapmak, [mesela çatal kaşık kullanmak] bid'at değildir.

Ölmüş evliyaya adak yapmak, yani mübarek bir zatı vesile edip, Allahü teâlâya yalvarmak caizdir. Mesela (Hastam iyi olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, adak olarak bir koyun keseceğim) demek. Burada, Allahü teâlâ için kesilen adağın sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine bağışlanıyor, onun şefaati ile, Allahü teâlâ, hastaya şifa veriyor kazayı, belayı gideriyor. Koyunu mezar başında kesmek haramdır. Puta tapanların, put yanında kesmelerine benzememeli. Türbenin avlusu genişse, bir kenarda kesilebilir.

İşleri, Allahü teâlânın yaptığına inanarak, türbelerdeki evliyadan yardım istemek, onların hürmetine dua etmek de bidat değildir. Hazret-i Mevlana, (Ben ölünce, beni düşünün, imdadınıza yetişirim) buyurdu. Deyleminin bildirdiği (Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı) hadis-i şerifi de, Allahü teâlânın izni ile, ölülerin dirilere yardım ettiğini göstermektedir.

Dini alet etmek
Malını müşteriye gösterirken, tüccarın Allah demesi, Kelime-i tevhid okuması günahtır. Bunları para kazanmaya alet etmek olur. Müşteri çekmek için dükkanına dini levhalar asmak da, dini ticarete alet etmek olur.

Gerek şahsi, gerek siyasi menfaat veya nüfuz sağlama işine din istismarı denir ki, bunun dinimizdeki adı riyadır. Koltuk kapmak, alkış toplamak, bir grup insanı peşine takmak, herhangi bir menfaat gibi Allah rızasından başka niyetlerle yapılan her iş riya olur. Riya çok büyük günahtır. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: İyi bil ki, riya haramdır. Peygamber efendimiz, (Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden, gösteriş yapan, sözleri baldan tatlı kimseler çıkar. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur) buyurdu. (Tirmizi)

Halk arasında, bir hanım ölünce, saçları göğsünü örtecek uzunlukta olmalıdır diye bir inanış var. Doğru değildir, aslı yoktur.

Kulak çınlaması kötüye alamet değildir. Çok kimsenin kulağı çınlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kulağı çınlayan beni hatırlasın, bana salevat-ı şerife getirsin. Sonra da "Beni hayırla anana Allah rahmet etsin!" desin!) [Müslim]

Göz seğirmesi kötüye alamet değildir
Gözü seğiren, bir şey olacağına inansa, günah olaz hayra yormak gerekir.

Gazetelerdeki burç sayfalarını okumak caiz değildir.

Halk arasında, zodyak (burçlar kuşağı) üzerinde yer alan 12 takım yıldıza "burçlar" adı verilir. Zodyak, gökyüzünde güneş ve başlıca gezegenlerin yolu üzerinde bulunduğu tasarlanan hayali bir kuşaktır. Burçlar kuşağı olarak da söylenir. Güneşin burçlara karşı olan durumunun değişmesi yüzünden, bugün burçlardan hiçbiri kendi adıyla anılan bölgede bulunmamaktadır. Bu yüzden 20. yüzyılda Güneş, 1 Ocakta Oğlak burcunda olmayıp Yay burcundadır. Bu yüzden de burçlarda doğanların belli bir karakter sahibi olduğu söylenemez. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez.

Tırnak
gece veya gündüz her zaman kesilebilir. Haftanın her günü kesilebilir. Cuma günü, cuma namazından sonra kesmek daha iyi olur.

Tırnağı uzun olanın rızkı meşakkat ile, sıkıntı ile hasıl olur. Hadis-i şerifte, (Cuma günü tırnağını kesen, bir hafta, beladan emin olur) buyuruldu. Cuma namazı için gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek sünnettir. Tırnakları Cuma namazından önce veya sonra kesmek sünnettir. Namazdan sonra kesmek efdaldır. (Dürr-ül-muhtar)

Hadis-i şerifte, (Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir) buyuruldu. (E.Şeyh)
Başka bir hadis-i şerifte, Peygamber efendimizin Cuma günü namaza gitmeden önce, tırnaklarını keserdi. Perşembe günü de tırnak kesmek caizdir. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın!) [Deylemi]

Yıldız name
fal kitabıdır, bakmak ve inanmak haramdır büyük günahtır, küfre kadar götürür.

Yasin okunup düğümleniyor, kırk adet olunca kabre konuyor uygun değil, bid'attir.

Kabirlere para atmak, iplik bağlamak gibi şeyler dinimizde yoktur. Bunların hiç bir faydası olmadığı gibi, bid'at olduğu için de zararlıdır.

Tüp Bebek Caizmi. Tüp Bebek Yaptırmak Gunahmı?


Çocuğu olmayan karı-kocanın, silsile-i aliyyeyi [büyük İslam âlimlerini] vasıta yaparak, dua etmeleri ve meşru sebeplere sarılmaları gerekir. Materyaller, evli karı kocadan alınır ve haram işlemeden yapılırsa, tüp bebek de caiz olur. (İ. Ahlakı)

Bu işi erkek doktora yaptırmak caiz olmaz; çünkü hem çocuk sahibi olmak zaruret değil, hem de kadın doktor bulma imkânı vardır.

Taşıyıcı annelik
Taşıyıcı annelik yapmak, yani başkasına ait embriyoyu taşımak caiz olmaz. Sadece, nikâhlı kocasından olanı taşıması caizdir.

13 Nisan 2011 Çarşamba

BURUN HASTALIKLARI İÇİN DUA

Allahın isimleriyle tedavi Tedavi Yöntemi:Ağrıyan-hastalıklı- yere el konur ve ilgili esma çokça-yapabildiğince zikredilir ve ağrı geçinceye kadar sürekli tekrar edilir. Şifa verici yalnızca Allah'tır.

Burun için: ElLatif- ElĞani- ErRahim

arkasından mutlaka şu şifa ayetleri okunmalıdır:Bismillahirrahmanirrahim "Ve yeşfi suduura kavmin mu'minin" "Ve şifaun lima fissudur" "Fihi şifaun linnas""Ve nunezzilu minel kurani ma huve şifaun rahmetun" "Ve iza maridtu fehuve yeşfin""Qul huve lillezine amenu huden ve şifa''

12 Nisan 2011 Salı

Hac Dönüşü Yapılması Gerekenler


Hacca ve askere giderken, yolculuğa çıkarken, buna benzer işlerde, yemek vermekte, ziyafet çekmekte mahzur yoktur. Dönüşlerinde de böyledir. Bunlar mubah âdettir. Yapılsa da olur, yapılmasa da olur. Ancak gösterişe kaçmadan her ne zaman olursa olsun yemek yedirmek sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Yemek yedirmek ve güzel söz, haccın güzel olmasına sebeptir.) [Beyheki] (Hayırlınız, yemek yedirendir.) [Hakim]
(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.)
[İsfehani]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.)
[Tirmizi]
(Kişi arkadaşları ile yediği yemekten hesaba çekilmez.)
[İ.Gazali]
(Allahü teâlâ, arkadaşına yemek yedirip su içireni, Cehennemden uzaklaştırır.)
[Taberani]
Her zaman, bidat karıştırmamak şartı ile mevlid okutmak sevaptır. Hacdan dönüncede mevlüt okutulabilir.
Hacıları karşılamak
çok iyidir. Hoş geldiniz diyerek sevinçle karşılamak ve teberrüken müsafeha etmek sünnettir. Kucaklamak da caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Hacılarla, gazilerle kucaklaşan, Peygamberlerle kucaklaşmış gibidir.) [Şira] Eve girmeden önce, hacılardan dua etmesini istemeliyiz! Hacının günahları affolduğu için duası makbuldür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Hacının ve onun dua ettiği kimsenin günahları affolur.) [Bezzar] (Ya Rabbi, hacının ve onun affolması için dua ettiği kimsenin günahlarını affet!) [Hakim] Sırf Allah rızası için ve helal para ile hacca giden, vaktinde hac yapan müminin haccı makbul olur. Haccı kabul olanın da günahları affolur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Suyun kirleri temizlediği gibi, hac da günahları temizler.) [Taberani]
(Hacı, yakınlarından dört yüz kişiye şefaat eder ve anasından doğduğu gündeki gibi günahlarından kurtulur.)
[Bezzar] (Hacılar Arafatta durunca, Allahü teâlâ buyurur ki: "Saçları dağınık, toz ve toprak içinde olan kullarıma bakın! Şahit olun ki, onların günahları, yağmur damlaları ve kum taneleri kadar da olsa, affettim.") [İbni Hibban] Hacıların vereceği zemzemi içmeyi bir nimet ve ganimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Zemzem, doyurucu ve hastaya şifa vericidir.) [Bezzar] (Zemzemi, belalardan korunmak niyeti ile içeni Allahü teâlâ muhafaza eder.) [Hakim] Abdullah ibni Mübarek hazretleri, (Resulullah, "Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur"(İbni Mace)

Abdullah ibni Abbas hazretleri de, zemzem içerken, (Ya Rabbi, senden faydalı ilim, bol rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) diye dua ederdi.
buyurduğu için ben de kıyamet günü susuzluktan kurtulmak için zemzem içiyorum) derdi.

Kismetin Açılması,Hayırlı Eş ve Hayırlı Evlilik İçin Okunacak Dualar

Hayırlı eş veya sevdiğiyle evlenmek isteyen,kısmetinin açılmasını isteyen arkadaşlarım için duları aşağıya yazıyorum.
Allahım inşallah tüm bayan ve erkek arkadaşlarıma gönüllerine göre hayırlı eşler ,mutlu evlilikler nasip eder.
Hayırlı evlatlarla yuvalarını taçlandırır.İnşallah berberce yaptığımız duaların yüzü suyu hürmetine
evlenmek isteyen tüm akadaşlarımızın hayırlısı ile evlendiğine tanık olur ve mutluluklarını paylaşırız.


1.Duaya başlamadan önce abdest alınmalı.
2.Kıbleye yönelmeli.
3.Besmele çekilmeli.
"Bismillahirrahmanirrahim"
4.Tevbe edilmeli,günahların afvı istenmeli
En kısa tevbe şudur:"Estağfirullah,estağfirullah,estağfirullahel azim ellezi la ilahe illa hüvel hayyül kayyümü ve etübileyh"
5.Allah'ı çokça hamd etmeli.Peygamber efendimize salavat getirmeli.
Hamd şudur:"Elhamdulilllah" 3 kere.
Salavat :"Allahümme salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed"
Her ikisi tek seferde şöyle okuyabilirsiniz:"Elhamdülillahi rabbil alemiyn.Vessalatü vesselamü ala Resulina Muhammedin ve ala alihi ve sabhibi ecmaiyn."
6.Sonra "Subhane Rabbiyel aliyyil alel vehhab" denmeli.
7.Sitede yer alan dualardan istediğinizi okuyup bitirdikten sonra ,Allah'tan dileğinizi istersiniz.
8.Duayı bitirmek için şu okunmalı:
"Subhane Rabbike Rabbil-izzeti amma yesifun.Ve selamun alel-mürseliyn.Velhamdülillahi Rabbil alemiynel Fatihah ve messalavat" denir.

Şu şekilde tekrar salavat getirilir:"Allahümme salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed" deyip Fatiha süresi okunur.

"Amin" deyip dua bitirilir.

Bizim en büyük yardımcımız Kuran-ı kerim olduğu için Kuranı kerimden bu konuyla ilgili okunması tavsiye edilen süreleri aldığım kaynaktan aynen yazıyorum.


1.İstek ve dileğin olması için 7 defa Enam süresi okunur.
2.Dünya ve ahiret mutluluğu için Araf süresi okunur.
3.İzzet ve saadete nail olup ,bahtın açılması için Yusuf süresi okunur.
4.Taha süresini 21 defa okuyan kimsenin kısmeti açılır.
5.Nasip ve kismetin açılması için 7 defa Ahzap süresi okunur
6.Fatır süresini okuyan kimse mahlukat tarafından sevilir.
7.Yasin süresii 70 defa okuyan her murada nail olur.
8.7 defa Zuhruf süresini okuyan her muradına nail olur.
9.3 defa Duhan süresini okuyan her dileğini elde eder.
10.Muhammed süresi zarardan kurtulup saadete nail olmak için okunur.
11.Fetih süresini 7 defa okuyan kimse her müşkülünü halledip her muradına nail olur.
12.Necm sürsini 21 defa okuyan hr muradına nail olur.
13.hayır kapılarının açılması için Rahman süresi70 defa okunur.
14.Ruhi bunalımdan kurtulmak için 75 defa Hadid süresi okunur.
15.Tur süresini okyan Hak'ka aklaşır dertlerinden kurtulur.
16.40 gün 40ar defa Haşır süresini okuyan er muradına nail olur.
17.Saf süresini 70 defa okuyan aile huzursuzluğundan kurtulur.
18.Helalinden evlenmek isteyen kimse 18 defa okursa nasibi açılır.
19.Talak süresini 3 defa okuyan eşiyle güzel geçinir.
20.Şerden korunmak ve her muradına nail olmak için Kalem süresi 71 defa okunur.
21.İkindiden sonra Nebe süresini okuyan dünya ve ahiret saadetine nail olur.
22.Her murada nail olmak için 21 defa İnfıtar süresi okunur.
23.Duha süresini okumaya devam eden kimse ruhi bulanım ve sıkıntılardan kurtulur.
24.Her müşkülün hali için 21 defa Kadir süresi okunur.
25.Akşam ile yatsı arasında 1000 defa Fil süresini okuyan kimse her türlü muradına nail olur.
26.100 defa Kevser süresini okuyan muradına nail olur.
27.Her muradın halli için 1000 defa Nasr süresi okunur.
28.5 Fakir insana yardım edilir.
29.Öksüz ve yetimlere sahip çıkmak gerekir.
30.Haram ve fitnelikten uzak durmak gerekir.

KÜfre Sebep Olan Sözler, Küfre Neden Olmayan Sözler


Allahsız demek:

Bu söz genelde dinsiz, imansız, merhametsiz anlamında söylenir. Onun için bu söz küfür olmaz. Herkesin yaratıcısı Allah olduğu için, böyle söylememek elbette iyi olur.

İşimiz Allah'a kaldı demek:

Her işin yaratıcısı Allahü teâlâdır. Eskiden işimiz başkalarının elinde idi de şimdi mi Allah'a kaldı? Ama böyle söylemek, kimse bu işi beceremiyor ancak bu işi Allah yapar anlamında söylendiği için küfür olmaz.

Hakimler hakimi demek:

Bu da küfür değildir. Hakimler hakimine şimdi Yargıtay başkanı deniyor. Daha eskiden temyiz reisi denirdi. Daha eskiden de kâdı-ı-kudat deniyordu. Kadılar kadısı demektir. Allah'a padişah demek de caizdir. Hatta padişahlar padişahı da denir. Osmanlı sultanlarından bazılarına padişahlar padişahı demekte de mahzur yoktur.

Allah bilir ki şu şöyledir, Allah şahit şunu söyle yaptım demek:

Gerçekten bir iş yapılmışsa, Allah bilir ki yaptım demekte hiç bir mahzur yoktur. Yapılan bir iş için de Allah şahit demekte hiç mahzur yoktur. Ama yapılmayan bir şey için Allah yalancı şahit gösterilemez. Ama zaten bu anlamda Müslüman söylemez. Müslümana suizan ederek, her sözün altında küfür aramak yanlıştır.

Sezarın hakkı Sezara, Tanrının hakkı Tanrıya:
Bu söz de küfür değildir. Mazlumun hakkı olduğu gibi zalimin de hakkı olur. Sezarın hakkı varsa vardır. Kâfirin hakkı olmaz mı?

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir demek:
Bir kimse kalkıp Türkiye'de kanun yapma hakkı kayıtsız şartsız Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin dese yanlış mı olur? Libya'da ise Kaddafi'nin dese ne olur? Olan bir şey söylenmiş olur. Kaddafi'nin kanun koymaya yetkisinin olup olmaması ayrı şey. Ama Libya'da böyledir. Filanca yerde de tek söz sahibi falandır demekte de mahzur olmaz.

Sen Allah mısın demek:
Birisi bir şey söylese, mesela sana şunu haram ediyorum dese, öteki de sen Allah mısın, o ne biçim söz dese, küfre girmez. Senin yetkin yok sen aciz bir kulsun demek istiyorsa ona kâfir denir mi?

Allah'tan başkasından medet
[yardım] istemek:
Herkes birbirinin yardımına muhtaçtır. Ölü diri herkesten yardım istemek caizdir. Ruh ölmez. Allahü teâlâ dirilere yardım ettirdiği gibi ölülere de yardım ettirir. Hızır aleyhisselamın ruhu naçar kalanlara yardım etmektedir.

Doktor hayatımı kurtardı, frene basmasaydı ölmüştüm, şu hap bana şifa verdi demek:

Bunlar da küfür değildir. Bu yemek beni doyurdu demek gibidir. Yani doymamıza Allahü teâlâ yemeği sebep kılmıştır. İlacı hastalığımıza şifa kılmıştır. Ameliyat eden doktoru hastalıktan kurtulmamıza sebep yapmıştır. Sebeplerle yaratmak, Allahü teâlânın âdetidir.

Devlete karşı çıkılır mı, ezer geçer demek:
Bundan daha normal bir söz olur mu? Küfür bunun neresinde? Birisi ile dövüşürken, adamın eli armut toplamıyor ya, o da bize vurur, adam kuvvetlidir belki o bizi öldürür demek küfür olur mu hiç? Evet öldüren ve her işin yaratıcısı Allahü teâlâdır ama bunları sebep kılmıştır. Herkesi Allah öldürdüğü halde, falanca falancayı öldürdü demek caizdir.

Allah'tan başkasının adına kurban kesmek, Allah'tan başkasına adak adamak:
Tapınmak için olanla, ikram için yapılanı karıştırmamak gerekir. Bir Müslüman Allah'tan başkasına tapmaz. Tapan da zaten Müslüman değildir. Kurban, adak ibadet demektir. İbadet de Allah için olur, Onun rızasını kazanmak için olur. Rızasını kazanma yolları çok çeşitlidir. Misafir veya devlet büyükleri gelince, onlara yedirmek için kesmek haram olmaz. Çünkü, misafire ikram sevaptır, İbrahim aleyhisselamın sünnetidir. (Bezzâziye)

Temel atılırken, hastalık gelince, hasta iyi olunca hayvan kesmek de helaldir. Etleri fakirlere yedirilmektedir. (Hamevi)

Dileği olursa Allah için hayvan kesmeyi adak yapmak da caizdir. (Bahr-ür-râık)

Şarta bağlı olarak Evliyaya adak yapmak da, kendini, günahı çok, dua etmeye yüzü yok bilerek, mübarek birini vesile edip, Allahü teâlâya yalvarmak demektir. Mesela (Hastam iyi olursa sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, bir koyun kesmek nezrim olsun) deyince, bu dileğin kabul olduğu çok görülmüştür. Burada, Allah için koyun kesip, sevabı evliyaya bağışlanmakta, onun şefaati ile, Allahü teâlâ, hastaya şifa vermekte, kazayı, belayı gidermektedir.

Dini günler demek:

Selefiler, mübarek gün ve gecelere [Mevlid, Berat, Regaib gibi gecelere] karşı oldukları için yazar da, bu günlere saldırıyor. Cuma, bayram ve kandil günleri ve geceleri, Müslümanların mübarek gün ve geceleridir. Bu mübarek gün ve gecelere kıymet veren Allahü teâlâdır. Peygamberler de insandır. Ancak Allahü teâlâ onları kıymetlendirmiş, güzide mevki ihsan etmiştir. Diğer insanlardan niye ayırt ediliyor denemediği gibi, bazı gün ve geceleri kıymetli yaratan Allahü teâlâya da bugünleri diğer günlerden niye ayırdın denemez. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibadet yapması, dua ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır.

Din ayrı, dünya ayrı demek:

Din ve dünyanın ayrı olduğu bütün din kitaplarında yazılıdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Allah dilediğinin rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Halbuki ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.) [Rad 26]

(Ahiret nimetlerini isteyene de, dünya nimetlerini isteyene de onu veririz.) [Şura 20]

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:

(İnsanların kötüsü, din ile dünyayı yiyen [dini dünyaya alet eden] kimsedir.) [İbni Asakir]

(Allahü teâlânın koruduğu hariç, din ve dünya işlerinde parmakla gösterilmek zarar olarak yeter.)
[Beyheki]

(Ahir zamanda insan din ve dünyasını ancak para ile korur.)
[Taberani]

(Din işlerinde kendinden üstün olanı görüp ona uyan, dünya işlerinde ise kendinden aşağısına bakıp Allah�a hamd eden şükretmiş olur.)
[T. Gafilin]

İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 kere, (La havle vela kuvvete illa billah) okuyun buyuruyor.

Din ayrı, siyaset ayrı demek:

Bu da din ve dünya demek gibidir. Siyaset, devlet işlerini düzenleme ve yürütme ile ilgili görüştür. Kendi siyasetini din kabul edenler, bizim siyasetimiz dinden ayrı gösterilemez demek istiyorlar. Din elbette politikadan ayrıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Hak teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin, sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın, din ile dünya menfaatini talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]

(Dini dünya menfaati için öğrenene, ilmini paraya değişene kıyamette ateşten gömlek giydirilir.)
[Deylemi]

Zevklere ve renklere karışılmaz demek:
Elbette zevkler, renkler tartışılmaz. Herkesin zevki farklıdır. Bunun küfürle ne ilgisi vardır? Hatta bir kimse, içki içse, kumar oynasa, çıplak gezse, bu benim zevkimdir, bana karışmayın dese bile, yine küfür olmaz. Çünkü harama helal demiyor. İslamiyete değil, karşısındakine kızıyor. İslamiyete kızıyorsa, zaten o Müslüman değil ki, küfre düşsün. Küfrün içinde olan küfre düşmez.

Bu benim özel hayatım hiç kimse karışamaz, demokrasi var demek:
Özel hayatıma karışmayın demek de küfür olur mu? Bir sarhoş, ben istediğim gibi içerim, istediğim gibi kumar oynarım, bunlar benim özel hayatım dese küfür olmaz. Bunları helal kabul ederse küfür olur. Mutezile ve Selefilikte, amel imandan parça kabul edildiği için günah işleyenlere küfür damgası basılıyor.

Biz babadan, atalarımızdan böyle gördük demek:
Bunun küfürle ne ilgisi var ki? Atalardan iyi şeyler de görülür kötü şeyler de. Bizim atalarımız içki içerdi, kumar oynardı dense bile bunun küfürle ne ilgisi vardır ki? Burada haramı helal kabul etmek yok ki.

Din şöyle diyor doğru, ama.... , haklısın, fakat demek:
Adam dini inkâr etmiyor ki küfür olsun. Fasık birisi, din zekât verin diyor ama, parayı sevdiğim için veremiyorum, din oruç tutun diyor ama mideme düşkünlüğümden tutamıyorum. Din içki haramdır diyor ama, zevkime düşkünlükten bırakamıyorum dese küfür olmaz. Burada dini inkâr etmek, haramı helal kabul etmek yok.

Paranın açamayacağı kapı yoktur demek:
Bu söz, para çok şeyler yapar demektir. Nitekim hadis-i şerifte de, (Ahir zamanda insanların paraya ihtiyacı daha çok olur. Çünkü insan o zaman din ve dünyasını ancak para ile korur) buyuruluyor. (Taberani)

Bir ibadeti gösteriş veya dünyevi bir menfaat için yapmak:
Müslüman ibadetini Allah için yapar. İbadete riya karışabilir. Riya karışan ibadete küfür denmez. İbadeti bir menfaat için yapmak da küfür değildir. Mesela hacca gidenin niyeti, para kazanmak, oradan ucuz mal getirmek olsa, bunun ibadetine sevap verilmez ama buna küfür de denmez.

Azrail'le savaşıyor demek:
Ölümle pençeleşiyor da denir. Burada Azrail aleyhisselamı kötüleyici söz yoktur. Onu veya başka melekleri kötülemek küfür olur. Ama burada öyle bir durum yok.

Aşırı dinciler:
Genelde bu sözü dinsizler, Müslümanlara saldırmak için kullanıyorlar. Onlar zaten dinsizdir. Ama bir Müslüman, diğer bir Müslümana maşallah bu aşırı dincidir, çok mutaassıptır dese küfür olmaz. Dine aşırı bağlı deniyor. Dinde aşırı gitmeyi ise dinimiz yasaklamıştır. Mesela Peygamber efendimiz, (Din kolaylıktır. Dinde aşırı gideni din mağlup eder) buyuruyor. (Nesai)

İslam dini akıl mantık dinidir demek:

Bunun neresi küfür ki? Kur'an-ı kerimde (Akletmez misiniz, aklınızı kullanmaz mısınız?) gibi ifadeler çok geçer. Peygamber efendimiz de buyuruyor ki:

(Aklı olmayanın dini yoktur.) [Ebuşşeyh]

(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemi]

(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhari]

(Akıl imandandır.) [Beyheki]

İslamiyet akla dayanan nakil dinidir. Selim akla uygundur. Dinde aklın önemi büyüktür. Ancak yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip yanılan kimseye felsefeci denir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altında akla doğruyu gösteren büyük zatlara, İslam âlimi denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet de ışık gibidir. Göz karanlıkta cisimleri göremez. Görmesi için ışık gerekir.

(Allah'ın oğlu gelse bu işi yapamaz. Yürü Allah yürü, ye Allah ye, uyu Allah uyu gibi sözleri söyleyen kâfir olur)
deniyor. Allah'ın oğlu demek, Allah şunu yapamaz demek elbette küfürdür. Fakat diğer sözlerin küfürle hiç alakası yoktur. Çünkü bunu söyleyen kimse, Allah yürür, Allah yer içer, Allah uyur demek istemiyor. Yolun uzunluğunu, bitip tükenmediğini bildirmek için yürümekle bitmiyor demek istiyor. Şarkılarda, türkülerde ve böyle sözler arasında Allah ismini kullanmak doğru değildir. Ama küfür de değildir. Küfrün ne olduğu dinin dört delili ile sabittir. Bunun dışında küfür olmaz. Bütün milleti kâfir yapmak da çok tehlikelidir. Müslümana kâfir diyenin kendisinin kâfir olacağı hadis-i şerifle de bildirilmiştir.

(En büyük Galatasaray, başka büyük yok diyen kâfir olur)
deniyor. Bunun küfürle ne alakası var? Kendi grubunda, yani futbolda en büyük demektir. En büyük Türkiye gazetesi desek, başka büyük yok desek, gazeteler içinde tirajı veya kalitesi en büyük olan demektir. En büyük TGRT demek de böyledir. Televizyonlar içinde en kalitelisi demektir. Hâşâ Allah'tan büyük anlamına gelmez. Zoraki böyle bir anlam çıkarmak çok yanlıştır. Böyle sözlerle bütün milleti kâfirlikle suçlamak ne kadar yersizdir.

(İslam dini akıl mantık dinidir demek çok yanlış bir sözdür)
deniyor. Bu ifadeyi kullanmak ne kadar yanlıştır. Kur'an-ı kerimin birçok yerinde (Akletmez misiniz, aklınızı kullanmaz mısınız?) gibi ifadeler çok geçer. Peygamber efendimiz de buyuruyor ki:
(Kişinin dini, aklı ölçüsündedir. Aklı olmayanın dini yoktur.) [Ebuşşeyh]

(İnsanı ayakta tutan aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Beyheki]

(Akıllı olmak, din işlerinde sevinç kaynağıdır.) [İbni Asakir]

(Aklı doğru olmayanın dini de doğru olmaz.) [Taberani]

(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemi]

(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhari]

(Akıl imandandır.) [Beyheki]

İslamiyet nakil dinidir ve selim akla uygundur. Dinde aklın önemi büyüktür. Ancak yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip yanılan kimseye felsefeci denir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altında akla doğruyu gösteren büyük zatlara, İslam âlimi denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet de ışık gibidir. Göz karanlıkta cisimleri göremez. Görmesi için ışık gerekir. Bunun için Hazret-i Ali, (Din, akıl ve görüş ile olsaydı, mestin üstünü değil de altını meshetmek gerekirdi) buyurmuştur.

(Ne biçim kaderim varmış, alnımın kara yazısı, adam ülkenin kaderini değiştirdi demek insanı imandan çıkarır)
deniyor. Halbuki İslam âlimleri, (Kaderin, hayırlısı, şerlisi, iyisi, kötüsü, tatlısı, acısı, hep Allahü teâlâdandır. Çünkü, kader, bildiği şeyleri yaratmak demektir) buyuruyorlar. Bir insanın başına kötü işler gelirse, (Kaderim böyle imiş, veya bu alnımın kara yazısıdır, ne kadar kötü kaderim varmış) demesinde mahzur yoktur. Çünkü hayır şer Allah'tandır. Fakat (Adam ülkenin kaderini değiştirdi) demek yanlıştır. Allah'ın kaderini kimse değiştiremez. (İntihar eden, Allah'ın kaderini değiştirir) diyenler de vardır. Bütün bunlar kaderi bilmeyen cahil kimselerin sözleridir.

(Sözde Müslümanlar, ibadet ile Cennete girilmez, temiz kalb gerek, Allah kalbe bakar derler) diyerek böyle kimselerin Müslüman olmadığı söyleniyor. Böyle söyleyen herkesi suçlamak yanlıştır. Çünkü Peygamber efendimiz, (Hiç kimse, ibadeti sebebi ile Cennete girmez) buyurmaktadır. Çünkü yaptığımız bütün ibadetler kabul olsa bile, bir gözümüzün şükrünün karşılığı bile değildir. Cennete, Allahü teâlânın lütfu ve ihsanı ile girilir. Lütfa ve ihsana kavuşmak için, imanlı olmak şart olduğu gibi, ibadete de ihtiyaç vardır. Bir insan ne kadar çok ibadet ederse etsin, ibadeti sebebiyle kendini mutlaka Cennetlik olarak bilmemelidir. Kulun vazifesi ibadet etmektir. Kur'an-ı kerimde mealen, (Ben cin ve insanları yalnız bana ibadet etmeleri için yarattım) buyuruluyor. Temiz kalb gerek demekte de mahzur yoktur. Çünkü Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de bozuk olur.) [Beyheki]

(Allah, sizin güzel suretlerinize, mallarınıza bakmaz. Kalb ve amelinize bakar.)

Allahü teâlâ kalblerde olan ihlasa ve Allah korkusuna bakar. Amellerin, ibadetlerin kabul edilmesi için, yani sevap verilmesi için, hem şartlarına uygun olması, hem de ihlas ile niyet edilmesi lazımdır. Yani ibadetin kabul olması için, Allahü teâlânın rızası için yapılması lazımdır.

(Arşimet kanunu, Newton kanunu demek imanı zedeler)
deniyor. Allahü teâlâ kâinatta çeşitli düzenler yaratmıştır. Suya belli bir kaldırma gücü vermiştir. Bunu bulana onun ismini vermenin küfürle ilgisi olmaz. Suya kaldırma gücünü Arşimet veriyor denmiyor ki. Bunun varlığını Arşimet buldu deniyor.

(Kur'an okumak çok zordur demek bâtıl bir yaygaradır)
deniyor. Bilmeyene elbette zordur. Kimine yabancı dil, kimine matematik zor gelir. Zora zor demenin bâtılla, küfürle ne alakası vardır?

(Hele şu namazımızı kılalım da, rahat rahat çayımızı içelim diyenlerin akıbetleri çok feci olur)
deniyor. Bu ne kadar da yanlış bir ifade? Adam, namaza çok önem veriyor ki, (Önce şu namazımızı kılalım, namazı geciktirme endişesi ile çay içersek çayın tadını da alamayız, hele namazı kılalım çayı nasıl olsa içeriz) demek istiyor. Bu sözün neresi kötü ki? Âlimlerimiz, namaza mani olan işte hayır yoktur buyuruyorlar. Vakit girer girmez, önce namazı kılmalı, ondan sonra diğer işleri yapmalıdır.

(İslam bir bütündür, tamamını alan ancak Müslümandır) deniyor. Bu söz izaha muhtaçtır. İtikadda öyle ise de amelde öyle değildir. "Ya, dinimizin bütün emirlerini yapıp, bütün yasaklarından kaçınmak veya hiçbirini yapmamak gerektiğini" söylemek, "Ya hep, ya hiç" demek çok yanlıştır. birkaç günah işliyorum diye, diğer günahları da yapmak gerekmez. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Bütün günahlara tevbe edip hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı günahlara tevbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle belki bütün günahlara tevbe etmek nasip olur. "Bir şeyin bütünü ele geçmez ise, hepsini de kaçırmamalı" buyuruldu.)

(İbadet de gizli, rezalet de)
diyenlere ateş püskürülüyor. Halbuki hadis-i şerifte, (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyamette, o günahı herkesten saklar) buyuruluyor. (Müslim)

İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da imandandır. Günah gizlenmezse, fasıklar bundan cesaret alır. (Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli, ibadet de gizlidir) denmiştir. Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin ayıpları görülmez. Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmayacağı şeylerden kaç!) buyurulmuştur.

Camileri siyasi arena haline getirmek isteyen bazı din cahilleri, (Emperyalist kâfirlerin Camide dünya kelamı konuşmak günahtır sözünü söyleyerek, Camiler, ziyaret yerleri, mevlit ve hatim merkezleri haline getirilmiştir) diyor. Camilerin ziyaret edilmesi, mevlit okunması, hele hatim yani Kur'an okunmasına karşı çıkmak ne kadar çirkindir. Camide konuşmayı emperyalist kâfirler değil, Allah ve Resulü yasaklıyor. Camide konuşmak sevapları giderir. Hutbeyi bile nutuk çeker gibi yüksek sesle okumak haramdır. Camide konuşulmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mescitte dünya kelamı söyleyenin ağzından kötü bir koku çıkar. Melekler, "Ya Rabbi, bu kulun mescitte söylediği dünya kelamından dolayı, ağzından çıkan fena koku bizleri rahatsız ediyor" derler. Hak teâlâ da buyurur ki: "İzzetim, celalim hakkı için, onlara büyük bela veririm.") [Ey Oğul İlm.]

(Ahir zamanda bazı kimseler, mescitlerde dünyadan, dünya kelamından bahsedecekler. Onlarla beraber olmayın! Allahü teâlânın böyle kimselerle işi yoktur.)
[İbni Hibban]

(Hayvanların otu yediği gibi, mescitte konuşmak da sevapları yer, yok eder.)


Önce (tehiyyet-ül mescid) namazı kılıp veya başka ibadet yapıp, itikâfa niyet ettikten sonra, hafif sesle ihtiyaç kadar konuşmak caizdir. İhtiyaçsız mescitte konuşulmaz.

(Can çıkmayınca huy çıkmaz)
sözü yanlış deniyor. Bu söz, gazap, şehvet gibi insanın fıtratında olan şeylerin tamamen yok edilemeyeceğini bildirmek için söylenmiştir. Şu hadis-i şerif de aynı mealdedir:
(Bir dağ yerinden ayrılmış denirse, tasdik edin. Fakat, bir kimsenin ahlakı değişmiş denirse inanmayın. Zira fıtri yapı değişmez.) [İ.Ahmed]

Terbiye etmek başka, yok etmek başkadır. Bir erik çekirdeği, ne elmadır, ne de eriktir. Bu çekirdek, toprağa konur, sulanıp gübrelenirse, erik ağacı olabilir. Bu ağaçtan da erik alınabilir. Bu ağaca ne kadar bakılırsa bakılsın, erik çekirdeğinden elma olmaz. İşte can çıkar huy çıkmaz bu anlamdadır.

(Çocukları camiye sokmayanlar var. Her cami avlusu, çocuk bahçesi haline getirilmeli. Caminin mimarisinde, edebiyatında, musikisinde hep fayda vardır. Bu faydalardan çocuklarımızı uzak tutmayalım)
deniyor. Halbuki, hiç zarar vermese de, camiye küçük çocuk getirmek mekruhtur. Zarar verir, kirletirse haram olur. Hadis-i şerifte (Camiye çocuk ve deli koymayın) buyuruluyor. (İbni Mace)

Musiki haramdır, harama helal diyen küfre girer.

(Ben cahilim demek, cahiliyet devrini kabul etmek olur) deniyor. Halbuki Peygamber efendimiz, (Âlimim diyen kimse cahildir) buyuruyor. (Taberani)

Hazret-i Şabi, (Bilmem demek, cahilliğini söylemek ilmin yarısıdır. Allah rızası için bilmediği bir konuda, susanın aldığı mükafat, bildiği konuda konuşanın aldığı mükafattan az değildir. Çünkü cehaleti kabul etmek nefse çok ağır gelir) buyuruyor. İmam-ı Gazali hazretleri, tevekkülün ikinci derecesini anlatırken buyuruyor ki: (Bu kelime-i tevhidin manasına, kalbin inanmasıdır. Bu inanış, ya başkalarından görerek, işiterek olur ki, bizim gibi cahillerin inanışı böyledir. Yahut delil ile, aklın ispat etmesi ile inanır. Din âlimlerinin, kelam ilmi üstadlarının inanması böyledir.)

Hikmet ehli bir zat, (Kötü sözlerimize dayanan, isteyene veren ve cahilliklerimize göz yuman bizim efendimiz) der. Ben cahilim demenin, ben cahiliyet devri itikadındayım demekle hiç bir ilgisi yoktur.

(Bekârlık sultanlıktır sözü yanlıştır)
deniyor. İslam'ın ilk zamanları evlenmek tavsiye ediliyordu. Peygamber efendimiz, (Evlenmek benim sünnetimdir, sünnetime uymayan benden değil) buyuruyordu. Fakat ahir zamanda bu durum değişmektedir. Çünkü Ebu Ya'lanın rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber efendimiz, (İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhâz olandır) buyurdu. Hafifülhâz nedir, dediklerinde, (Hanımı ve çocuğu olmayandır) buyurdu. Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami, Ebül-Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi. Hicretin ikiyüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir. (İhya)

Ebu Süleyman-ı Darani hazretleri, (Bekârlığa dayanmak, ailenin çilesine dayanmaktan, onların eziyetine katlanmak, Cehennem ateşine dayanmaktan daha kolaydır) buyurdu.

(Zaman çok kötüleşti demek, Allah'tan şikayettir; çünkü (Zamana söven beni cezalandırır. Ben zamanım) hadisi kudsisi vardır) deniyor. Zaman kelimesinin sanki tek bu anlamı mı var da böyle söyleniyor?

Zaman kelimesinin anlamlarından birkaçı şöyledir:
1- Vakit demektir. Olayları sıralamaya yarayan başı ve sonu belli olmayan mücerret kavram. Zaman akıp gidiyor gibi.
2- Çağ demektir. Osmanlıların ilk zamanlarında Türklerin itibarı yüksekti gibi.
3- Gün demektir. Zaman olur beni de anlayan çıkar gibi.
4- An demektir. Bir zaman durakladı, konuşmadı gibi.
5- Mevsim demektir. Şimdi hasat zamanı gibi.
6- Elverişli vakit demektir. Tam hücum etme zamanı gibi.
7- Yaşanılan devir demektir. Zaman çok kötü oldu, bilir bilmez herkes din adına ahkam kesiyor gibi.

(Zaman sana uymazsa sen zamana uy sözü çok yanlıştır) deniyor. Halbuki Zaman sana uymazsa, sen zamana uy sözü doğrudur. Zamana uymak, zamanın gerektirdiği hususlara uymak demektir. Zamanın değişmesiyle, örf ve âdete ait hükümler değişebilir. Nassa [Kur'an ve hadise] dayanan hükümler zamanla değişmez. Dine aykırı olmayan örf ve âdete ait hükümler değişirse, bunlara uymakta mahzur yoktur.

Mecellenin 39. maddesinde, zamanın değişmesiyle âdete ait hükümlerin değişeceği bildirilmektedir. Mubah olan âdetlerde ve fen bilgilerinde zamana uyulur. İbadetlerde zamana uyulmaz.

Herkes traktörle, kamyonla giderken, kağnı ile gitmek gerek diye ısrar edilmez. Fakat günah olan bir şey, herkes tarafından yapılsa, buna uyulmaz. Zamana ait işlerin değişmesine, zamanın değişmesi denmiştir. Böyle misaller Kur'an-ı kerimde de vardır. Mesela, (köy halkına sor) yerine, (köye sor) denilmiştir. (Yusüf 82)

Türkçede de, (şu sınıf tembel) denir. Burada anlatılan, sınıfın kendisi değil, oradaki talebelerdir. Zamana uymak da, zamanın icabı olan faydalı işlere uymak demektir. Zararlı, günah olan şeylere uyulmaz. Zamanı kötülemek de, o zamanda yaşayan kötü insanları tenkit etmektir. Yoksa zamanı yaratan Allah'ı kötülemek anlamında değildir.

(Din siyasete alet edilmez diyenler, Müslümanları uşak olarak kullanmak isteyenlerdir)
deniyor. Yani apaçıkça din istismarı normal görülüyor. Dini kullanarak, gerek şahsi, gerek siyasi menfaat veya nüfuz sağlama işine din istismarı denir. Koltuk kapmak, alkış toplamak, bir grup insanı peşine takmak gibi herhangi bir menfaat, Allah rızasından başka niyetlerle yapılırsa riya olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: İyi bil ki riya haramdır, riyakârı Allah sevmez. Hadis-i şerifte:
(Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden, gösteriş yapanlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur) buyuruldu. (Tirmizi)

Din alet edilerek elde edilen mal, mevki için şair der ki:
Şu mala, makama ola ki lanet,
Ona din veya ırz edile alet.

Dini siyasete, politikaya alet etmek, yahut başka zararlı maksatlar ve menfaatler için kullanmak, bir takım cahilleri, din ismi altında, tahrik etmek çok büyük bir günahtır. Allahü teâlâ, en çok bunu kötülemektedir. Din, tertemiz ahlak sahibi olmayı emreden, sırf merhamet, sevgi ve büyüklere itaat, küçüklere şefkat emreden, insanları doğru yola götüren Allahü teâlânın razı olduğu yoldur. Dini herhangi bir menfaate, mesela siyasete alet etmek, yahut başka zararlı maksatlar için kullanmak, bir takım cahilleri, din ismi altında, tahrik etmek çok büyük bir günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yazıklar olsun ilmini ticaret vasıtası yapan kötü âlimlere ki, devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah onların ticaretine kesatlık versin!) [Hakim]

Vaaz etmek, dini yazı yazmak, kitap çıkarmak, ancak Allah rızası için olunca, mevki, mal ve şöhret kazanmak için olmayınca faydalı olur. Aksine olursa çok zararlı olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hak teâlâ, Hazret-i Âdem'e bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin! Sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın! Dini kullanarak dünyayı talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]

(Ne yapayım emir kuluyum demek yanlıştır. Allah'ın kulu olmalı, kulun kulu olmamalı)
deniyor. Bir başka cahil de şöyle diyor: (Osmanlılarda, insan, Allah'ın değil, padişahın kuluydu. Onun için padişah, halka "Kullarım" derdi. Sultanlık sistemine karşı çıkmak, soylu mücadele vermektir) diyor.

Bazı kelimeler birkaç manaya gelir. Cümledeki yerlerine göre manaları değişir. Mesela Mevla kelimesi, yedi manaya gelir. Daha çok ilah, efendi, köle manasında kullanılır. (Mevla'nın rahmeti bol) cümlesindeki mevla, ilah manasındadır. (Mevlana Celaleddin)deki mevla da efendi demektir. Şimdi biri çıkıp da (Sen Celaleddine ilah dedin) diyemez. Bunun gibi kul kelimesi de mahlûk, insan, köle, bende, emir altında bulunan, tâbi, mensup gibi manalara gelir. Şimdi birisi nezaket olsun diye (Bendeniz) dese, bende kul, köle demek olduğu için, (Sen karşındakine bendeniz demekle onu ilah yaptın) demek caiz olur mu? Padişahlar, sadık yardımcılarına "Kulum" derdi. Burada kul, "Sağ kolum' demektir. Sultana ait seçkin askerlere (Kapı kulu) denirdi.

(Allah'tan başkasına itaat etmek şirktir, kula kulluktur)
deniyor. Bu söz de çok yanlıştır. Çünkü Kur'an-ı kerimde, Allah ve Resulüne ve ülülemre de itaat edilmesi emrediliyor. Âlimlere, ana babaya itaat da dinimizin emridir. Bunlara itaat da Allah'a itaat olur. (Hadika)

(Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözüne hadis demek korkunçtur, Bayezid-i Bistamiye aittir)
deniyor. O zaman adama şu soruyu sorarlar: Bu korkunç sözü ne diye Bayezid-i Bistami hazretleri söylemiştir? Bir âlimin söylemesi o sözün kötü olmasını mı gerektirir? Burada şeyh, mürşid, rehber, üstad, öğretmen anlamındadır. Din ilimlerini hocasız öğrenmek kolay mıdır? Hele tasavvufu rehbersiz öğrenmek imkansızdır. Bayezid-i Bistami hazretlerinin bu sözü, korkunç olarak vasıflandırılıp niye beğenilmez ki? Burada tasavvuf düşmanlığı mı yapılıyor? Rehbere, üstada kızılır mı? Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyacı vardır. Çünkü hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. (Taberani)

Kur'an-ı kerimde ise mealen, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!) buyuruldu. (Nahl 43)

(Eğer o iki sene olmasaydı Numan helak olurdu sözü imam-ı azama ait değildir, uydurma bir sözdür. Tasavvuf olmadan da insan evliya olur)
deniyor. Maksat tasavvufu kötülemek. Tasavvuf düşmanlığı selefiler arasında çok yaygındır. Evliyaya, keramete düşmanlık yaparlar. Bilmeyenin bilmediği şeyleri düşmanlık yapması yadırganmaz. Atalarımız böyle kimseler için, (Kişi bilmediği şeylerin düşmanıdır) buyurmuşlardır.

Muhammed Masum hazretleri, Mektubat kitabında buyuruyor ki:
Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür:
1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak,
2-Tasavvuf büyüklerinin tanımaları.

Birinci şekildeki imanda nefs azgınlığından vazgeçmemiştir, iman hakiki değil, mecazidir. Bu iman gidebilir. İkincisinde nefs de imana geldiği için iman yok olmaktan korunmuştur. (Ya Rabbi, senden sonu küfür olmayan iman istiyorum) hadis-i şerifi ve Nisa suresinin (Ey iman sahipleri, iman edin) mealindeki 136. âyet-i kerimesi de hakiki imanı bildirmektedir. Bu âyet, (Hakiki imana kavuşun) manasındadır.

İmam-ı Ahmed hazretleri ilim ve ictihadda çok yüksek dereceye sahip olduğu halde, hakiki imana kavuşmak için Bişr-i Hafi [ve Zünnun-i Mısri] hazretleri gibi evliyanın sohbetinde bulundu. İmam-ı a'zam hazretleri de, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana kavuşamazdım) buyurmuştur. Her iki imam da ilimde ve ibadette son derece ileri oldukları halde, tasavvuf büyüklerinin sohbetinde bulunarak marifeti ve bunun meyvesi olan hakiki imanı elde ettiler.) (2/106)

Senaullah-i Dehlevi hazretleri de buyuruyor ki:
Tasavvufta fena makamına kavuşan, muhakkak imanla ölür. Bekâra suresinin (Allahü teâlâ imanınızı zayi etmez) mealindeki 143. âyet-i kerimesi ve (Allahü teâlâ, kullarının imanlarını geri almaz. Fakat âlimleri yok ederek ilmi geri alır) hadis-i şerifi, hakiki imanın ve bâtın ilminin geri alınmayacağını göstermektedir. (İrşad-üt-talibin)

(Sizin düşmanınız şeytandır)
âyet-i kerimesini delil getirerek, bize düşman olan birisine (Sen benim düşmanımsın) demenin küfür olduğu söyleniyor. Cahilliğin bu kadarına da pes artık. Bir Müslüman da diğer Müslümana düşmanlık yaptı diye hemen ona kâfir denir mi? Hangi kitap böyle yazar? Tarihte iki Müslüman ordu çarpışmadı mı? Bunlara kâfir denir mi? Bu cahil adamlar, ellerine almışlar, bir kâfir karası, önüne gelenlere rastgele sürüyorlar.

Müziğin her çeşidinin haram olduğu muteber eserlerde bildirilirken, müziğin eğlendirici, düşündürücü, dinlendirici ve eğitici yönleri de bulunduğu anlatılarak sanki bazı müziklerin caiz olduğu söyleniyor. Mehter marşı, def, düğünde davul çalmak hariç elbette müziğin her çeşidi haramdır. Tasavvuf müziği diye de bir şey yoktur.

(Kâfirler Allah'tan ümit keser)
âyetini delil getirerek, (Bu toplum düzelmez) diyenlerin küfre girdiği söyleniyor. Halbuki bu âyetin, bununla hiç ilgisi yoktur. Delinin biri çıksa, (Ben hiç hastalanmayacağım, göklerde uçacağım, dünyadaki herkesi Müslüman edeceğim) dese, bir başkası da bunları yapamazsın dese, hemen eldeki kara, bu adamın alnına yapıştırılır, (Sen Allah'tan ümit kestiğin için kâfirsin) denir. Ben inansam da, ibadet etsem de Allah beni affetmez) demek küfürdür. Allah'tan ümit kesmek, Allah'ın rahmetinden ümit kesmektir. Yoksa bu işi yapamazlar demenin küfürle ne ilgisi vardır?

Eli yağlı karalılar, (Gemisini kurtaran kaptan) sözüne de saldırıyorlar. Halbuki bu söz, hadis-i şeriflere ve âlimlerimizin bildirdiklerine aykırı değildir, çok güzel bir sözdür. Atalarımız aynı anlamda, (Önce can, sonra canan) demişlerdir. Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz.

Kötü de olsa mevcudu kabullenme olacağı için, (Beterin de beteri vardır) sözü de tenkit ediliyor. Halbuki İmam-ı Rabbani hazretleri, (Hiç bir zaman, hiç bir şekilde, halinizden şikayetçi olmayın. Her zaman şükredici olun. Beterin beteri vardır) buyuruyor. Topal olan kimse, (Beni niye topal yarattın veya niye kazada ayağımı koparttın) diye Allah'a isyan mı etmesi gerekir, yoksa (Ya rabbi gözümü kör etmediğine, kulağımı sağır etmediğine çok şükürler olsun demesi gerekmez mi? Her zaman beterin beteri vardır diyerek hâlimize şükretmeliyiz.

(Kedinin bacağını gerdek gecesi ayırmak gerekir)
sözüne de saldırıyorlar. Halbuki bu sözün anlamı, tedbirini zamanında almak gerekir demektir. Yoksa kedinin bacağını tutup ayırmak demek değildir. Tedbir işin başında alınmazsa, zamanla olayları önlemenin güç olduğu bildirilmektedir. Gerdek gecesi hanımı dövmek gerekir diye bir şey yoktur. Çünkü çoluk çocuğu terbiye etmek için dövmek doğru değildir. Ancak yanlış bir iş yapınca, cezalanabileceği hissini vermek gerekir. Peygamber efendimiz, ev halkının dövülmemesini emrettiği halde, terbiye edilmeleri için cezalanacakları, dövülecekleri hissini taşımaları gerektiğini bildirmiştir. Bu hususta Peygamber efendimiz, (Ev halkınızı terbiye edebilmek için bastonunuzu onların göreceği yere asın!) buyurmaktadır. (Taberani)

Kur'an-ı kerimde de cenab-ı Hak, (Azabım çok şiddetlidir) diyerek kullarını ikaz etmektedir. O halde son pişmanlık fayda vermez, kedinin bacağını ilk gece ayırmak gerekir.

(Babam öldü, hemen mezarını yaptırdım)
diyene kızıyorlar, israftır, dine aykırıdır diyorlar. Mezar düşmanı olduğunu çekinmeden açıklıyorlar. Âlimlere evliyaya türbe yaptırmak bile caizdir. Bunun için atalarımıza dil uzatmak çok yanlıştır. Aynı zihniyet enbiya ve evliya kabirlerin yardım istemeye de, onlar için kurban kesmeye de şirk diyorlar. Allah rızası için kurban kesip sevabını yatırdaki evliyaya bağışlamanın dinen bir mahzuru yoktur. Hele şirk ile zerre kadar ilgisi yoktur. Evliya kabirlerine gidip evliyanın aracı olmasını istemenin şirkle bir ilgisi yoktur. Biz her şeyin yaratıcısının ve o evliyaya yardım etme gücünü verenin Allahü telâlâ olduğunu biliyoruz. En cahil bir kimse de, insanın yaratıcı olmadığını bilir. Onun için evliya kabirlerine dua etmeye giden kimselere müşrik demek çok çirkin bir harekettir.

Kötü bir iş yapılırken, (Elâlem ne der, dost düşman ne der) sözüne de saldırıyorlar. Halbuki diğer sözler gibi, bu söz de dinimize aykırı değildir. Kuldan utanmayan Allah'tan da utanmaz. Bir kötülüğü işlerken Allah'tan utanmayan kimse, hiç değilse kuldan olsun utanmalıdır. Kötü örnek olacağı için kötülüğü açıktan işlemek daha fazla günahtır. Açıktan oruç yemek gizli yemeye göre daha büyük günahtır. Onun için dinimizde açıktan oruç yiyen dünyada da cezalandırılır. Çünkü kötülüğe örnek oluyor. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyamette, o günahı herkesten saklar.) [Müslim]

(Bir günaha düşen, Allah'ın örtüsünü, onun üzerinde bulundurmalıdır!) [Müslim]

İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da imandandır. Günah gizlenmezse, fasıklar bundan cesaret alır. (Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli, ibadet de gizlidir) denmiştir. Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin aybı görülmez. Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmıyacağı şeylerden kaç!) buyurulmuştur. Yani dost düşmanın ayıplıyacağı kötülükleri yapmamalıdır.

Eli karalılar, saldıracak yer arıyorlar, (İyi atadan kötü evlat, kötü atadan iyi evlat olabilir, sözü bâtıl bir sözdür, hiçbir dayanağı yoktur) diyorlar. Bu çok normal bir sözdür. Âdem aleyhisselam, Nuh aleyhisselam, büyük birer peygamber oldukları halde, çocuklarından kâfir olanlar da olmuştur. Aksine Ebu Cehilin oğlu, Eshab-ı kiramdan olmakla şereflenmiştir.

Her düğünü oyun eğlence sandıkları için, (Sünnet düğününde Kur'an okumak küfürdür)

(Allah cezanı versin demek bedduadır, böyle söylemek haramdır)
deniyor. Ceza kelimesi, iyi veya kötü karşılık, mükafat demektir. Mesela ahirete, iyilik ve kötülüklerin karşılığının verildiği yer anlamında dâr-ül-ceza denir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İyilik gördüğüne, cezakellahü hayran kesira [Allah, seni çok hayırla mükafatlandırsın] diyen, ona en büyük duayı etmiş olur.) [İ.Asakir]

Allah seni mükafatlandırsın anlamında Allah cezanı versin demek beddua olmaz. Atalarımız Arapça bildiği için böyle konuşurlardı. Yeni neslin bunları bilmediği için beddua sanması yadırganmaz.

(İyi işler, iyi günler, iyi yolculuklar)
demeye saldırıyorlar. Hayırlı işler, hayırlı günler demek gerekiyormuş. Arapça olan hayrın, yaklaşık Türkçe karşılığı iyi kelimesi ile ifade edilir. Ha hayırlı dediniz, ha iyi dediniz fark eden bir şey olmaz. Bunun gibi ifadeleri bir problem haline getirmek yanlıştır.

Malum yağlı karalılar, (Bana göre şöyle, bence böyle) sözünü tenkit ederek birkaç güzel örnek vermişler, fakat yazdıkları üç ciltlik eserleri şahsi görüşle, bana göre ile doludur. Atalarımız, bunun gibiler için, (Bu ne perhiz) demişlerdir.

Aşağıdaki sözlerin hiçbirisi küfür değildir.

(Fala inanma, falsız da kalma) demek:
Fala inanmak gerekir denmiyor. Fala inanılmaz; ama sen yine fala bak diyerek günaha teşvik var. İçki haram, ama sen yine içmeye devam et demek gibi uygunsuz bir sözdür. Caiz değilse de, küfür de değildir.

(Onda iman ne gezer) demek:
İmanı olmayan için, böyle söylemenin mahzuru olmaz.

(Kuran çarpsın) demek:
Bu söz, küfür değildir. Böyle söylemek yemin olur; fakat böyle yemin etmek de uygun değildir.

(Hastalığıma dayanamıyorum, artık beni öldür Allah'ım) demek:
Ölümü istemek uygun değil; ama küfür değildir.

(Haram ne tatlı şeymiş) demek:
Nefsin gıdası, küfür, haram ve mekruh olan, söz ve işlerdir. Haramların tatlı gelmesi, bu yüzdendir. Bir hırsız, tereyağlı baklava çalsa, yerken bu ne tatlıymış dese, küfür olmaz. Harama helal demiyor, tatlıya tatlı diyor. Haramı övücü söz olmadığı için, küfür olmaz.

Ramazan ayı gelince, (Ağır bir ay geldi) demek:
Bu söz küfür değildir. Bir ay oruç tutmak herkese kolay gelmez, bazısına ağır gelir.

Zalime adil, adile zalim demek:
Yalan söylenmiş olur, küfür olmaz.

Ölen birisi için, (Ah oraya gitmeseydi ölmeyecekti) demek:
Bu söz de, küfür değildir. Bu söz, (Yüzme bilmediği halde kendini denizin ortasına atmasaydı, boğulmazdı) demek gibi bir şey. Burada kaderi inkâr yoktur.

Namaz kıl denince, (Sonra kılarız) demek:
Farz olduğunu inkâr etmedikçe, namazla alay etmedikçe, sonra kılarım demek, küfür olmaz.

(Allah zengine çok veriyor, bana neden vermiyor) demek:
Vermeyiş sebebini araştırıyorsa, küfür olmaz. Hâşâ, Allah haksızlık yapıyor, beni de zengin etmesi gerekirdi demek istiyorsa küfür olur; fakat dinini bilen hiçbir Müslüman da böyle söz söylemez. Onun için Müslümanın söylediği sözlere, hemen küfür dememelidir.

(Kıyamet, hacılar, hocalar yüzünden kopacak) demek:
Bu söz de küfür değildir. Peygamber efendimiz, (Ahir zamanda din adamları, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal diyecekler, Kur'anı ticarete, menfaate alet edecekler) buyuruyor. Bu, kıyamet alametlerindendir. Hakiki hacı, hoca ve hiçbir Müslüman kalmayınca kıyamet kopacaktır.

(Güzele bakmak sevab) demek:
Bu niyete göre değişir. Eğer, kâinatta Allahü teâlânın yarattığı güzellikler için, mesela ne güzel ağaç, ne güzel kuş, ne güzel meyve, ne güzel çocuk gibi şeyler söylemekte mahzur olmaz. Kumar oynamak, şarap içmek, yabancı kadına bakmak gibi haram olan bir şey için elbette söylemek caiz olmaz.

(Atın ölümü arpadan olsun) demek:
At arpayı sever, kimi de baklavayı sever. Şeker hastasına, (Baklava yeme ölürsün) dense, o da, (Ölümüm baklavadan olsun) derse küfür olmaz. Çünkü günah işleniyorsa da, harama helal denmiş olmuyor.

(Haydan gelen huya gider) demek:
Bu söz, kolayca kazanılan şeyler, kolayca elden çıkar demektir. Buradaki hay kelimesinin Allahü tealanın ismiyle alakası yoktur. Bunun gibi, hayhay, baş üstüne demektir. Buradaki hay kelimesi de, Allah anlamında değildir.

(Allahın sopası yok) demek:
Günah işleyeni, hainlik edeni, caniyi hemen cezalandırmaz gibi anlamlarda söyleniyor. Her ne kadar, hoş bir söz değilse de, küfür de değildir.

(Şu işi yaparsam kâfir olayım, Allah'ımı inkâr edeyim) diye yemin etmek:
Bu husustaki, iki kavilden biri şöyledir: Küfre sebep olan şeyleri yemin niyetiyle söylemek küfür olmaz, yemin edilmiş olur; fakat böyle yemin, Müslüman yemini değildir.

[Müslim] [İ.Gazali] diyorlar. Halbuki içkisiz yapılan ve başka haram bulunmayan sünnet düğünlerinde mevlit ve Kur'an-ı kerim okutmakta hiç mahzur yoktur. Müzik varsa, davul veya def çalınıyorsa, eğlence arasında elbette Kur'an-ı kerim okunmaz. Sünnet düğünü sebebiyle Kur'an-ı kerim okumaya engel olmak çok çirkin bir harekettir.